Озвучивание не поддерживается в этом браузере
39. BÖLÜM Sessizlik
Koridor...
Hiç bu kadar sessiz olmamıştı.
Doktor yavaşça başını eğdi.
Kimsenin yüzüne bakamıyordu.
Teoman ise hâlâ ameliyathane kapısının önünde duruyordu.
Sanki duyduğu cümleyi kabul etmiyordu.
- Hayır...
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
- Bir daha bakın.
Doktor yavaşça konuştu.
- Beyefendi...
Teoman gözlerini ondan ayırmadı.
- Bir daha bak doktor, bak Leyla beni bırakmaz!
Doktor derin bir nefes aldı.
- Kalbi üç kez durdu.
- Geri döndürmeye çalıştık.
- Ama...
Teoman onun sözünü kesti.
- Siz bırakmış olabilirsiniz...
- Ben bırakmadım.
Kapıyı iterek ameliyathaneye girdi.
Kimse onu durduramadı.
Ameliyathane
Odanın içi sessizdi.
Monitör kapanmıştı.
Hemşireler başlarını öne eğmişti.
Leyla...
Bembeyaz çarşafın üzerinde yatıyordu.
Yüzü sakindi.
Sanki uyuyordu.
Teoman yavaş adımlarla yanına geldi.
Titreyen eliyle saçlarını düzeltti.

- Üşürsün...
Hemşirelerden biri sessizce ağlamaya başladı.
Teoman onun elini tuttu.
Hâlâ sıcaktı.
- Bak...
Ellerin hâlâ sıcak.
- Doktor yanlış söyledi.
- Birazdan uyanacaksın.
Kimse konuşamadı.
Teoman cebinden yüzüğü çıkardı.
Leyla'nın parmağındaki yüzüğe dokundu.
- Daha...
Düğünümüz olacaktı.
- Benim karım olacaktın.
Sesi kırıldı.
- Bana söz vermiştin.
Yavaşça eğildi.
Alnına son kez bir öpücük kondurdu.
- Ben sözümü tuttum Leyla... Seni hiç bırakmadım. Hadi sen de sözünü tut, beni bırakma.

Koridor
Emine'nin ağlaması hâlâ dinmemişti.
Haşmet onu ayakta tutmaya çalışıyordu.
Ama ilk kez...
Haşmet'in de gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Behzat bunu görünce olduğu yerde kaldı.
Hayatı boyunca...
Haşmet'i böyle görmemişti.
Emine hıçkırıkların arasında konuştu.
- Ben...
Onu koruyamadım.
Haşmet başını salladı.
- Kimse koruyamadı Emine, hiç birimiz koruyamadık...
Emine yumruklarıyla Haşmet'in göğsüne vurdu.
- Ben ablaydım! Ben yanındaydım!
Haşmet onu tekrar kendine çekti.
- Emine...yapma
Ama kendi içinde...
Aynı cümleyi defalarca söylüyordu.
"Ben koruyamadım."
Hızır
Koridorun en sonunda tek başına duruyordu.
Başını duvara yaslamıştı.
Gözleri kapalıydı.
Çocuklukları...
Leyla'nın ilk ata binişi...
İlk okula gidişi...
Hepsi bir anda gözünün önünden geçiyordu.
Birden yumruğunu duvara vurdu.
GÜM!
Bir kez daha...
GÜM!
Eli kanamaya başlamıştı.

Behzat yanına geldi.
Sessizce omzuna dokundu.
- Abi...
Hızır ilk kez onun omzuna yaslandı.
- Kardeşimi toprağa vereceğim Behzat... Ben bunu nasıl yapacağım?
Behzat'ın boğazı düğümlendi.
Cevap veremedi.
Çünkü cevabı yoktu.
Hastane Bahçesi
Yağmur başlamıştı.
Teoman tek başına dışarı çıktı.
Üzerinde hâlâ Leyla'nın kanı vardı.
Yağmur o kanı yavaş yavaş yıkıyordu.

Tam o sırada...
Haşmet sessizce yanına geldi.
İkisi uzun süre konuşmadı.
Sonunda Haşmet cebinden beyaz bir mendil çıkardı.
Teoman'a uzattı.
Teoman almadı.
- Çıkmıyor.
Haşmet ne demek istediğini anladı.
- Kan...Çıkmıyor.
Haşmet ilk kez Teomana sarıldı.
Sıkıca...
Çocukluklarındaki gibi.
Teoman'ın bütün direnci o anda kırıldı.
Başını Haşmetin omzuna koydu.
Ve hıçkırarak ağlamaya başladı.
- Kusura bakma... Ben yetişemedim.
Haşmet'in sesi de titriyordu.
- Yetiştin. Son nefesinde yanındaydın.
- Ama kurtaramadım.
Haşmet gözlerini kapattı.
- Bazen...
İnsan sevdiğini kurtaramaz.
-- Ama yalnız bırakmaz.
- Sen yalnız bırakmadın.
Aynı Gece
Şehrin dışında...
Eski fabrikanın bodrumunda...
Gölge tek başına oturuyordu.
Maskesini masaya bıraktı.
Önündeki eski bir fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta üç çocuk vardı.
Teoman...
Kerem...
Ve Kerem'in küçük kardeşi.

Uzun süre baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
Fısıldadı.
- Bir eksildik...
Fotoğrafı yavaşça masaya bıraktı.
Kapı çaldı.
Adamlarından biri içeri girdi.
- Reis...
İş tamamlandı.
Gölge başını kaldırmadı.
- Hayır. Daha başlamadı.
Adam şaşırdı.
- Teoman yıkıldı.
Gölge'nin sesi soğuktu.
- Hayır.
- Teoman şimdi doğdu.
- Asıl savaş...Bugün başladı.
Yurtdışı
Gece yarısı...
İlyas ile Ömür'ün telefonu aynı anda çaldı.
Arayan...
Behzat'tı.
Ömür neşeyle açtı.
- Behzat...
Karşı taraftan ses gelmedi.
Sadece nefes...
Ve ağlama sesi.
Ömür'ün yüzündeki gülümseme kayboldu.
- Behzat? Ne oldu?
Uzun bir sessizlik...
Sonra Behzat güçlükle konuşabildi.
- Ömür... Eve dönün.
Ömür ayağa kalktı.
- Neden?
Behzat'ın sesi tamamen kırıldı.
- Leyla...
Devamını söyleyemedi.
Telefon elinden düştü.
Ömür'ün dizlerinin bağı çözüldü.
İlyas onu tuttu.
- Ne dedi?
Ömür boş gözlerle ona baktı.
Dudakları titriyordu.
- Leyla...
- Ne oldu ablama?
- Leyla... kaybettik
İlyas'ın yüzü bembeyaz kesildi.
İkisi de konuşamadı.
Sadece birbirlerine baktılar.
Çünkü ikisi de...
O tek cümlenin devamını anlamıştı.
Hastane Morgu

Sabaha karşı...
Teoman herkesten habersiz morga indi.
Kapıyı açtı.
Leyla'nın sedyesinin yanına oturdu.
Elini tuttu.
Bu kez...
Hiç ağlamadı.
Sadece uzun uzun baktı.
Sonra çok sakin bir sesle konuştu.
- Sana bir söz daha veriyorum.
Uzun bir sessizlik oldu.
- Seni senden alan adam...
Nefes aldığı her günü bana borçlu yaşayacak. Ve o borcu...
Kendi ellerimle alacağım.
Teoman ayağa kalktı.
Yüzünde artık gözyaşı yoktu.
Acı vardı.
Ve daha önce ailesinin bile hiç görmediği kadar derin bir öfke...


Комментарии