Озвучивание не поддерживается в этом браузере
41. BÖLÜM Mezarın Başında
Cenaze bitmişti.
Herkes yavaş yavaş mezarlıktan ayrılıyordu.
Yağmur...
İlk dakikadaki kadar şiddetli değildi.
Ama durmuyordu.
Emine son kez mezara baktı.
Hıçkırıkları dinmemişti.
Haşmet koluna girdi.
- Hadi... Gidelim.
Emine başını salladı.
- Teoman nerede?
Herkes aynı anda arkasına döndü.
Teoman...
Hâlâ dizlerinin üzerindeydi.
Eli mezarın toprağındaydı.
Hiç kıpırdamıyordu.
Haşmet yavaş adımlarla yanına geldi.
- Hadi Teoman hadi...
Eve gidiyoruz.
Cevap gelmedi.
- Teoman...
Sessizlik...
Haşmet omzuna dokundu.
Teoman yavaşça konuştu.
- Siz gidin. Ben biraz daha kalacağım.
Haşmet gözlerini kapattı.
- Gece oluyor.
- Biliyorum.
- Yağmur yağıyor.
- Biliyorum.
- Üşürsün.
Teoman toprağı avucunun içine aldı.
-- Leyla da üşüyor Haşmet
Bu cümleden sonra...
Kimse konuşamadı.
Haşmet'in boğazı düğümlendi.
Başını eğdi.
- Tamam. Ama yalnız değilsin.
Haşmet arkasını döndü.
Herkes ağır adımlarla mezarlıktan ayrıldı.
Sadece...
Behzat kaldı.
Bir Saat Sonra
Yağmur yeniden hızlandı.
Teoman hâlâ aynı yerdeydi.
Behzat uzaktaki bankta oturuyordu.
Bir sigara yaktı.
Sonra söndürdü.
Bir tane daha yaktı.
Onu da bitiremedi.
Sürekli Teoman'a bakıyordu.
Kendi kendine mırıldandı.
- Abi...
Ne olur kalk.
Ama Teoman...
Sanki duymuyordu.
Akşam
Emine arabadan indi.
Elinde sıcak çorba vardı.
Yavaşça mezara yaklaştı.
- Teoman...Bak...Bir şeyler yemen lazım.
Teoman cevap vermedi.
Emine kabı mezarın yanına bıraktı.
- Hiç olmazsa bunu iç.
Sessizlik...
Emine diz çöktü.
- Leyla bunu görse...
Çok kızardı.
Teoman ilk kez başını kaldırdı.
Gözleri kıpkırmızıydı.
- Görmüyor.
Emine'nin gözlerinden yaşlar aktı.
Konuşamadı.
Kabı bıraktı.
Sessizce geri döndü.
Gece
Saat...
23.40
Mezarlık tamamen boşalmıştı.
Sadece uzakta...
Bir otomobil vardı.
İçinde Haşmet oturuyordu.
Motor çalışmıyordu.
Farlar kapalıydı.
Sadece bekliyordu.
Yan koltukta Hızır vardı.
İkisi de konuşmuyordu.
Bir süre sonra Hızır sessizce sordu.
- Hâlâ aynı yerde mi?
Haşmet camdan baktı.
- Evet.
Hızır derin bir nefes aldı.
- Gidecek gibi değil.
Haşmet başını salladı.
- Gitmeyecek.
Gece Yarısı
Teoman yavaşça doğruldu.
Mezar taşının önüne geçti.
Titreyen elleriyle üzerindeki çamuru temizledi.
Parmakları...
Leyla'nın isminin üzerinde dolaştı.
LEYLA ÇAKIRBEYLİ
Altındaki tarihe uzun uzun baktı.
Sonra...
Mezar taşına alnını yasladı.
Fısıldadı.
- Biliyor musun...
Ev bomboş. Emine ağlıyor. Behzat konuşmuyor ilk defa sigara içti.
Gözlerinden yaşlar yeniden akmaya başladı.
- Ben...Ben eve gidemiyorum Leyla, sen yoksun.
Sessizlik...
- Bana çok kızardın. "Toprağın üstünde yatılır mı?" derdin.
Teoman acı acı gülümsedi.
- Bu gece...
İzin ver.
Yavaşça dizlerinin üzerine çöktü.
İki koluyla mezarı sardı.
Başını toprağın üzerine koydu.
Sanki...
Leyla'ya sarılıyormuş gibi.

Gözlerini kapattı.
Sabah
Güneş henüz doğuyordu.
Mezarlık görevlisi kapıyı açtı.
Elindeki süpürgeyi yere düşürdü.
Çünkü...
Bir adam...
Hâlâ mezara sarılmış uyuyordu.
Üzerindeki ceket tamamen ıslanmıştı.
Saçlarından su damlıyordu.
Görevli yavaşça yaklaştı.
Tam uyandıracakken...
Arkasından Haşmet'in sesi geldi.
- Dokunma amca.
Görevli arkasını döndü.
Haşmet...
Hızır...
Behzat...
Üçü de sessizce durmuştu.
Haşmet gözlerini Teoman'dan ayırmadan konuştu.
- Bırak...
Hayatında ilk defa...Rahat uyuyor.
Behzat başını çevirdi.
Gözlerinden yaşlar akıyordu.
- Abi...Bunu görmek çok ağır.
Hızır cebindeki ceketini çıkarıp sessizce Teoman'ın üzerine örttü.

Teoman uyanmadı.
Sadece...
Uykusunda çok yavaş bir cümle fısıldadı.
- Leyla...Gitme...
Üç adamın da gözleri doldu.
Hiçbiri onu uyandırmaya cesaret edemedi.
Çünkü o an...
Teoman, dünyada yalnızca tek yerde huzur bulabiliyordu.
Leyla'nın mezarında...
Ve tam o sırada...
Mezarlığın demir kapısının dışında...
Siyah bir otomobil durdu.
Direksiyondaki adam...
Sessizce bu manzarayı izliyordu.
Kerem...
Gözlerini Teoman'dan ayırmadı.
Yavaşça kendi kendine fısıldadı.
- Demek...
Seni ilk kez gerçekten kaybettirdim.
Motoru çalıştırdı.
Tam gidecekken...
Teoman'ın gözleri bir anda açıldı.
İkisi...
Metrelerce uzaktan...
Bir anlığına göz göze geldi.
Kerem hafifçe başını eğdi.
Ve gaza bastı.
Teoman ayağa fırladı.
- KEREM!
Ama otomobil çoktan mezarlığın kapısından çıkmıştı.
Teoman hiç düşünmeden koşmaya başladı.
Arkasından Haşmet'in sesi yankılandı.
- TEOMAN!
Fakat artık...
Ne Haşmet'i duyuyordu...
Ne Behzat'ı...
Ne de Hızır'ı...
Onun için artık tek bir şey vardı.
Leyla'ya verdiği söz.
Ve o söz...
Bugün yerine getirilecekti.


Комментарии