35 страницаОпубликовано: 20.08.2026. 08:57
20

Озвучивание не поддерживается в этом браузере

35. BÖLÜM Son Huzurlu Gün

Aradan iki gün geçmişti.

Eski Kerem Çiftliği'ne yapılan operasyon...

Tam bir hayal kırıklığı olmuştu.

Bina bomboştu.

Masalar...

Sandalyeler...

Sönmüş soba...

Yerde birkaç sigara izmariti...

Hepsi buydu.

Sanki biri...

Onlar gelmeden birkaç saat önce bütün izleri silmişti.

Araçlara dönerken Teoman sessizce konuştu.

- Bizim geleceğimizi biliyorlardı.

Hızır başını salladı.

- İçimizde konuşan biri var.

Haşmet'in bakışları sertleşti.

- Ya da bizi bizden iyi izliyorlar.

Behzat hiçbir şey söylemedi.

Sadece boş binaya son kez baktı.

İçindeki huzursuzluk büyüyordu.

Façalı At Kulübü

Ertesi sabah...

Kulüp çocuklarla doluydu.

Leyla elindeki fotoğraf makinesiyle manejin kenarında dolaşıyordu.

Bir çocuğun ilk kez ata binişini fotoğrafladı.

Sonra yaşlı bir atın başını okşayan küçük kızı...

Ardından Behzat'ı...

Behzat bir tayın yularını düzeltirken objektifi fark etti.

- Yine mi?

Leyla gülümsedi.

- Çok yakışıyor.

- Fotoğraf çekilmeyi sevmiyorum.

- Ama çok doğal çıkıyorsun.

Behzat başını iki yana salladı.

- Teoman abi de böyle diyor.

Leyla makineyi indirip ona baktı.

- Biliyor musun?

- Ne?

- Sen değiştin.

Behzat şaşırdı.

- İyi mi kötü mü?

- Çok iyi.

- Eskiden hep kendini düşünmeden koşardın.

- Şimdi önce etrafına bakıyorsun.

Behzat hafifçe gülümsedi.

- İnsan bazen...

Sevdiği insanlar çoğalınca değişiyor.

Leyla başını salladı.

- Evet...

Hepimiz değiştik.

Kulübün giriş kapısının dışında...

Beyaz bir panelvan kısa süre durdu.

İçindeki adam dürbünle içeriyi izledi.

Leyla...

Behzat...

Çocuklar...

Hepsini tek tek not aldı.

Telefonuna yalnızca iki kelime yazdı.

"Yer doğrulandı."

Cevap anında geldi.

"Devam."

Araç sessizce uzaklaştı.

Kimse fark etmedi.

Aynı Gün

Teoman ile Haşmet çalışma odasındaydı.

Emine içeri girdi.

- Leyla nerede?

Teoman dosyayı kapatırken cevap verdi.

- Kulüpte.

Emine durdu.

- Korumalar yanında mı?

- Dört kişi.

Emine derin bir nefes aldı.

- İçim hiç rahat değil.

Haşmet pencereye baktı.

- Benim de.

Telefon çaldı.

Arayan...

Leyla'ydı.

Teoman hemen açtı.

- Efendim?

Leyla'nın neşeli sesi duyuldu.

- Eve dönerken bir yere uğrayabilir miyiz?

- Nereye?

- Eski kitapçıya.

- Babam bana oradan kitap alırdı.

Teoman birkaç saniye düşündü.

- Tamam.

- Ama on dakika.

Leyla güldü.

- Emir gibi.

- Rica gibi.

- İkisi de.

Eski Kitapçı

Dar sokak...

Ahşap raflar...

Toz kokusu...

Yaşlı kitapçı Leyla'yı görünce gülümsedi.

- Küçük hanım...

Yıllar olmuş.

Leyla şaşırdı.

- Beni hatırladınız mı?

- Baban seni hep buraya getirirdi.

Teoman sessizce onları izliyordu.

Leyla rafların arasında dolaşırken eski bir şiir kitabını eline aldı.

İç kapağını açınca küçük bir not düştü.

"Mutlu olduğunda da kitap oku. Çünkü insan en güzel hatıralarını o zaman saklar."

Altında babasının imzası vardı.

Leyla gözyaşlarını tutamadı.

Teoman yanına gelip kitabı kapattı.

- Alıyoruz.

Yaşlı adam başını salladı.

- Onun parası yıllar önce ödendi.

İkisi de şaşkınlıkla baktı.

- Nasıl yani?

- Baban...

"Bir gün kızım geri gelirse bu kitap onun." demişti.

Leyla kitabı göğsüne bastırdı.

Konuşamadı.

Kitapçının tam karşısındaki binanın çatısında...

Uzun objektifli bir kamera...

Onları izliyordu.

Deklanşör sesi peş peşe duyuldu.

Klik...

Klik...

Klik...

Fotoğraflar doğrudan Gölge'ye gönderildi.

Gölge ekrana baktı.

Sonra ilk kez saatine göz attı.

- İki gün.

Yanındaki adam anlamadı.

- Efendim?

- İki gün sonra...

Her şey bitecek.

Akşam

Façalı Konağı'nın bahçesi...

0dbadacb2fe74f5f10c804fcfd5b665b.jpg

Hava serinlemişti.

Teoman ile Leyla salıncakta oturuyordu.

Evden kahkaha sesleri geliyordu.

Emine ile Behzat tartışıyor...

Haşmet araya girmeye çalışıyordu.

Leyla gülümseyerek dinledi.

- Ne kadar güzel.

Teoman başını çevirdi.

- Ne?

- Böyle olmamız.

- Aynı aile gibi.

Teoman yavaşça elini tuttu.

- Çünkü öyleyiz.

Leyla başını omzuna yasladı.

- Teoman...

- Efendim?

- Bir söz verir misin?

- Veririm.

- Ne olursa olsun...

Öfkene yenilmeyeceksin.

Teoman birkaç saniye sustu.

- Nereden çıktı bu?

- İçime öyle doğdu.

Teoman onun yüzünü iki eli arasına aldı.

- Sana söz veriyorum.

- Ama sen de bana söz ver.

- Ne?

- Benden habersiz hiçbir yere gitmeyeceksin.

Leyla gülümsedi.

- Çocuk gibi.

- Evet.

- Çünkü seni kaybetmek istemiyorum.

Leyla başını salladı.

- Söz.

İkisi de farkında değildi...

Verdikleri bu söz...

Çok yakında ikisini de en ağır şekilde sınayacaktı.

Gece Yarısı

Şehrin dışında...

c181adae49de57d3d7435ee9bfe9f252.jpg

Eski fabrikanın bodrum katında...

Gölge büyük masanın başına geçti.

Bütün adamları ayaktaydı.

Masaya yeni bir dosya bıraktı.

Dosyanın üzerinde tek kelime yazıyordu.

"BAŞLAT."

Adamlar sessizce bekledi.

Gölge dosyayı açtı.

İçindeki ilk fotoğraf...

Leyla'nın o gün kitapçıdan çıkarken çekilmiş görüntüsüydü.

İkinci fotoğraf...

Teoman'ın ona baktığı andı.

Üçüncü fotoğraf...

Façalı Konağı'nın güvenlik planıydı.

Gölge yavaşça konuştu.

- Artık beklemiyoruz.

Odadaki herkes doğruldu.

- İlk ekip...

Yarın gece hazır olacak.

- İkinci ekip...

Kaçış güzergâhını kapatacak.

- Üçüncü ekip...

Teoman'ı oyalayacak.

İçlerinden biri sordu.

- Leyla'ya zarar gelmeyecek değil mi?

Gölge gözlerini kaldırdı.

- Hayır.

- Henüz değil.

Sonra haritaya doğru yürüdü.

Kırmızı kalemle tek bir tarih yazdı.

Cumartesi.

- Cumartesi gecesi...

Teoman Façalı sevdiği kadını kendi elleriyle kaybedecek.

Ve ilk defa...

Bu planı anlatırken bile yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu.

Çünkü Gölge biliyordu...

Artık geri dönüş kalmamıştı.

Комментарии

0 / 5000 символов
Пока нет комментариев. Будьте первым!