33 страницаОпубликовано: 20.08.2026. 08:44
20

Озвучивание не поддерживается в этом браузере

33. BÖLÜM Sessiz Hazırlık

Gölge...

Haritanın başında dakikalarca hiç konuşmadı.

Masanın etrafındaki adamlar nefes bile almıyordu.

Sonunda siyah kalemi eline aldı.

Leyla'nın fotoğrafının yanına ikinci bir fotoğraf bıraktı.

Teoman Façalı.

İki fotoğrafın arasına ince bir kırmızı çizgi çekti.

Sonra...

O çizginin tam ortasına tek bir kelime yazdı.

"AYIR."

Adamlardan biri cesaretini toplayıp konuştu.

- Reis...

Öldürmeyecek miyiz?

Gölge başını kaldırdı.

Yüzü hâlâ karanlığın içindeydi.

- İnsan...
En çok ne zaman ölür bilir misin?

Adam cevap veremedi.

- Kurşun yediği zaman mı?

Gölge başını iki yana salladı.

- Hayır.

- Sevdiği insan gözlerinin önünden alındığında.

Masadakiler sessizleşti.

Gölge devam etti.

- Leyla ölürse...

Teoman savaşır.

- Ama Leyla kaybolursa...

Teoman düşünemez.

- Hata yapar.

- Biz de onu orada kırarız.

Çakırbeyli Konağı

Ertesi sabah...

Leyla bahçedeki gülleri suluyordu.

Teoman arkasından sessizce geldi.

Elinde küçük bir kutu vardı.

Leyla arkasını dönmeden konuştu.

- Yine sessiz yürüyorsun.

Teoman güldü.

- Bu sefer korkutmak istemedim.

Kutuyu uzattı.

Leyla merakla açtı.

İçinde eski model bir analog fotoğraf makinesi vardı.

- Bu...

- Babanın.

Leyla'nın nefesi kesildi.

Teoman devam etti.

- Tamir ettirdim.

Leyla makineyi ellerinin arasında dikkatle tuttu.

Sanki camdan yapılmış gibiydi.

- Bunu yıllardır arıyordum.

Teoman gülümsedi.

- Artık senin.

Leyla gözleri dolarak ona baktı.

- Sen...
İnsan mutlu etmeyi bilmiyormuş gibi görünüyorsun. Ama en iyi sen biliyorsun.

Teoman omuz silkti.

- Çok konuşmuyorum.

- O kadar.

Leyla gülerek ona sarıldı.

Façalı Konağı

Behzat kahvaltı masasındaydı.

Karşısında Haşmet oturuyordu.

Emine çay doldururken sessizliği bozdu.

- Bu akşam hep birlikte yemek yiyelim.

Behzat başını kaldırdı.

- Kimler?

- Hepimiz.

- Teoman ile Leyla da gelsin.

Haşmet birkaç saniye düşündü.

- Güzel olur.

Behzat gülümsedi.

- Leyla'nın yaptığı tatlıdan isterim.

Emine kaşını kaldırdı.

- Ben yapacağım.

Behzat hemen toparladı.

- Seninki de güzel.

Haşmet hafifçe güldü.

- Kurtardın kendini.

Tam o sırada telefon çaldı.

Haşmet açtı.

Karşı tarafta Hızır vardı.

- Bir şey bulduk.

Haşmet'in yüzü ciddileşti.

- Ne?

- Sınırsızlar'ın üç adamını takip ettik.
Hiçbir saldırı hazırlamıyorlar. Ama...
Sürekli Leyla'yı izliyorlar.

Masadaki herkes sustu.

Behzat hemen ayağa kalktı.

- Teoman biliyor mu?

- Şimdi ona gidiyorum.

Haşmet ceketini aldı.

- Ben de geliyorum.

Aynı Saatlerde

Teoman ve Leyla...

Şehrin eski sokaklarında yürüyordu.

Leyla elindeki fotoğraf makinesiyle çocukların oyunlarını çekiyordu.

Yaşlı bir amca...

Simit satan çocuk...

Martılar...

Her karede gülümsüyordu.

Teoman onu izlemekle yetiniyordu.

Leyla dönüp sordu.

- Sen hiç fotoğraf çekmez misin?

- Hayır.

- Neden?

Teoman kısa cevap verdi.

- Hatıraları kafamda taşırım.

Leyla makineyi ona uzattı.

- Bugün bir tane sen çek.

- Ben beceremem.

- Dene.

Teoman istemeyerek makineyi aldı.

Vizörden baktı.

Kadrajın içinde yalnızca Leyla vardı.

Gülümsüyordu.

Teoman deklanşöre bastı.

Klik...

Leyla yanına geldi.

- Nasıl olmuş?

Teoman fotoğrafa bakamadı.

- Güzel olmuştur.

Leyla kahkaha attı.

- Fotoğrafı görmeden nereden biliyorsun?

Teoman gözlerini ondan ayırmadı.

- Çünkü içindesin.

Leyla birkaç saniye konuşamadı.

Sonra başını omzuna yasladı.

Uzakta

Siyah bir otomobil...

Onları izliyordu.

İçerideki adam dürbünü indirdi.

- Fotoğraf çekiyorlar.

Diğeri telefonu çıkardı.

"Birlikteler."

Mesaj gitti.

Cevap hemen geldi.

"Devam edin."

- Müdahale yok mu?

"Henüz değil."

Adam sinirle direksiyona vurdu.

- Neyi bekliyor?

Yanındaki sessizce cevap verdi.

- Onların en mutlu gününü.

Akşam

Façalı Konağı...

c43de6523747162130540380521ddd34.jpg

Büyük yemek masası hazırlanmıştı.

Hızır...

İlyas ve Ömür görüntülü aramayla masaya bağlanmıştı.

Herkes aynı anda konuşuyor...

Gülüyordu.

Behzat telefonu masanın ortasına koydu.

- Bakın.

- Hepiniz aynı masadasınız.

Ömür ekrandan gülümsedi.

- Keşke orada olsaydık.

Leyla da kameraya yaklaştı.

- Dönün artık.

İlyas başını salladı.

- Biraz daha.

- Sonra geleceğiz.

Teoman sessizce Leyla'nın tabağına salata koydu.

Leyla ona bakıp gülümsedi.

Haşmet ile Emine bunu fark etti.

İkisi de birbirine bakıp istemsizce gülümsedi.

Artık...

Hiç kimse sevgisini saklamıyordu.

Tam o sırada...

Kapı çaldı.

Koruma içeri girdi.

- Reis.

Haşmet başını kaldırdı.

- Ne oldu?

- Dışarıda yaşlı bir kadın var.

- Leyla Hanım'ı görmek istiyor.

Leyla şaşırdı.

- Beni mi?

- Evet.

- Kim olduğunu söylemiyor.

Teoman hemen ayağa kalktı.

- İçeri almasınlar.

Koruma başını salladı.

- Almadık.

Leyla düşündü.

- Belki gerçekten yardıma ihtiyacı vardır.

Teoman kararlıydı.

- Ben çıkarım.

Haşmet de ayağa kalktı.

- Birlikte.

İki kardeş dışarı çıktı.

Kapının önünde yaklaşık yetmiş yaşlarında bir kadın oturuyordu.

Elinde eski bir zarf vardı.

Teoman yavaşça yaklaştı.

- Buyurun.

Kadın titreyen elleriyle zarfı uzattı.

- Bunu...
Leyla kıza ver.

- Kim gönderdi?

Kadın başını eğdi.

- Bilmiyorum. Bana para verdiler.
Sadece teslim et dediler.

Haşmet zarfı eldivenle aldı.

İnceledi.

Patlayıcı yoktu.

Toz yoktu.

Sadece eski bir mektup gibiydi.

Teoman açtı.

İçinden tek bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta...

Leyla küçük bir çocuktu.

Babasıyla birlikte aynı fotoğraf makinesini tutuyordu.

Arkasında ise kırmızı kalemle tek cümle yazılmıştı.

"Hatıralar bazen son kez çekilir."

Teoman'ın yüzü dondu.

Haşmet fotoğrafı eline aldı.

İki kardeş aynı anda birbirine baktı.

Bu...

Basit bir tehdit değildi.

Bir mesajdı.

Ve Gölge...

Artık saklanmıyordu.

Haşmet telefonu çıkarıp Hızır'ı aradı.

- Başladı.

Hızır'ın sesi sertleşti.

- Ne oldu?

Haşmet fotoğrafa baktı.

- Leyla'ya ilk mesaj geldi.
Korumayı iki katına çıkar. Bu geceden itibaren...
Leyla yalnız yürümeyecek.

Teoman mektubu elinde sıkıca tutuyordu.

İçinde açıklayamadığı ağır bir his vardı.

Sanki...

Birileri çok uzaktan...

Hayatlarının geri sayımını başlatmıştı.

Ve o gece...

Gölge ilk kez istediğini almıştı.

Kurşun atmadan...

Kan dökmeden...

Teoman'ın kalbine korkuyu yerleştirmişti.

Комментарии

0 / 5000 символов
Пока нет комментариев. Будьте первым!