13 страницаОпубликовано: 14.08.2026. 17:12
20

Озвучивание не поддерживается в этом браузере

13. BÖLÜM Alışkanlık

Sabah...

Yağmur durmuştu.

Toprak hâlâ ıslaktı.

Ağaçların yapraklarından damlalar ağır ağır düşüyordu.

İstanbul yeniden günlük hayatına dönmüş gibiydi.

Ama üç aile için...

Artık "günlük hayat" diye bir şey yoktu.

Façalı Konağı

Kahvaltı masasında üç kardeş oturuyordu.

Uzun zamandır ilk kez...

Masada ne dosya vardı...

Ne de silah.

Sadece kahvaltı...

Behzat çayından bir yudum aldı.

- Abi...Bugün kulübe gidecek misiniz?

Teoman ekmeğinden küçük bir parça kopardı.

- Öğleden sonra uğrarım.

Behzat gözlerini Haşmet'e çevirdi.

- Sen abi?

Haşmet çay bardağını masaya bıraktı.

- Gideceğim.

Behzat sırıttı.

- İş için mi?

Haşmet hiç bozuntuya vermedi.

- Kulüp bizim. Gitmem normal.

Behzat kahkahasını zor tuttu.

Teoman bunu fark etti.

- Ne gülüyorsun?

Behzat başını iki yana salladı.

- Hiç abi...

Sonra kendi kendine mırıldandı.

- Aynen...Kulüp bizim.

Haşmet bakışlarını kardeşine çevirdi.

- Sen, bir şey mi demek istiyorsun Behzat?

Behzat hemen doğruldu.

- Estağfurullah abi. Ben ne diyebilirim ki?

Teoman ikisini izleyip gülümsedi.

Bu küçük atışmalar...

Konağa uzun zamandır gelmeyen bir şeyi geri getirmişti.

Huzuru.

At Kulübü

Ömür çocuklarla ilgilenirken...

İlyas ahırın önündeki kırık çiti tamir ediyordu.

Çiviyi çakmaya çalışırken çekiç elinden kaydı.

Ömür uzaktan seslendi.

- Dur!

İlyas döndü.

Ömür yanına geldi.

Çekici elinden aldı.

- Böyle değil.

Sonra tahtayı tuttu.

- Önce burayı sabitle.

İlyas denedi.

Bu kez çivi düzgün çakıldı.

İlyas gülümsedi.

- Demek marangozluğu da biliyorsun.

Ömür omuz silkti.

- Kulüp sahibi olunca...Her işi öğreniyorsun.

İlyas başını salladı.

- Sen gerçekten yorulmuyor musun?

Ömür gökyüzüne baktı.

- Yoruluyorum. Ama sevdiğin iş olunca...

Yorgunluk da güzel geliyor.

İlyas bu cümleyi uzun süre düşündü.

Biraz İleride

Behzat uzaktan onları izliyordu.

Yaşlı seyis yanına geldi.

- Beyim...Bir şey söyleyeceğim.

Behzat gülümsedi.

- Söyle amca.

Yaşlı adam İlyas ile Ömür'e baktı.

- İnsan bazen...Daha olmadan bazı şeyleri hisseder.

Behzat sessizce başını salladı.

- Ben de hissediyorum. Ama daha zamanı değil.

Çiftlik

Leyla yeni tayı açık alana çıkarmıştı.

Tay ilk kez özgürce koşuyordu.

Teoman sessizce çitin yanında durmuştu.

Leyla gülerek ona baktı.

- Korkuyor musunuz?

Teoman kaşını kaldırdı.

- Neden korkayım? Yanına gelsene.

Teoman ağır adımlarla yaklaştı.

Tam elini uzattığında...

Tay ürküp geri çekildi.

Leyla hafifçe güldü.

- Acele ettiniz.

Teoman şaşırdı.

- Nasıl yani?

Leyla tayın yanına çömeldi.

Hiç dokunmadı.

Sadece bekledi.

Birkaç saniye sonra...

Tay kendi isteğiyle ona yaklaştı.

Leyla başını kaldırdı.

- Güven...İstenmez. Kazanılır.

Teoman bu cümleyi sessizce tekrarladı.

- Güven...Kazanılır.

İlk kez...

Bu sözü yalnızca tay için söylemediğini hissetti.

Kulübün Arka Bahçesi

Öğleden sonra...

Emine elindeki dosyalarla kulübe geldi.

Bir yardım projesi için çocukların isimlerini alıyordu.

Haşmet de muhasebe odasından çıkıyordu.

Koridorda karşılaştılar.

Emine gülümsedi.

- Yine mi dosyalar?

Haşmet elindekilere baktı.

- Bitmiyor.

Emine hafifçe iç çekti.

- Kendine hiç izin vermiyor musun?

Haşmet birkaç saniye sustu.

Sonra ilk kez kendi hakkında konuştu.

- İnsan...Bir gün durursa...Alışır. Ben durmayı unutmaktan korkuyorum.

Emine'nin yüzündeki tebessüm yavaşça kayboldu.

Bu cümlede...

Yıllardır taşınan yükü hissetmişti.

Tam o sırada...

Koridordan çocuk sesleri geldi.

İkisi de aynı anda dönüp baktı.

Küçük bir kız koşarak Haşmet'e sarıldı.

- Haşmet Abi!

Bugün satranç oynayacak mıyız?

Emine şaşkınlıkla Haşmet'e baktı.

- Satranç mı?

Haşmet küçük kıza baktı.

Yüzündeki sert ifade yine yumuşamıştı.

- Söz verdik. Oynayacağız.

Çocuk sevinçle elini tuttu.

Haşmet arkasını dönmeden Emine'ye sadece başıyla selam verdi.

Ve küçük kızla birlikte yürüyüp gitti.

Emine onun arkasından bakarken kendi kendine fısıldadı.

- Sen gerçekten...Göründüğün adam değilsin...

Ve çok uzaklarda...

Eski fabrikanın karanlık penceresinde Gölge yine aynı şehri izliyordu.

Bu kez önündeki masada ne harita vardı...

Ne de silah.

Sadece sessizlik.

Çünkü bazen...

En tehlikeli planlar...

Hiç hareket edilmeyen günlerde hazırlanırdı.

Комментарии

0 / 5000 символов
Пока нет комментариев. Будьте первым!