10 страницаОпубликовано: 14.08.2026. 03:36
20

Озвучивание не поддерживается в этом браузере

10. BÖLÜM Herkes Kendi Evinde

İki gün sonra...

Masa Reisi'nin kararıyla Façalı Ailesi kendi konağına döndü.

Çakırbeyliler de yeniden kendi evlerinde yaşamaya başladı.

Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Çünkü artık...

İki aile birbirini tanıyordu.

Ve en önemlisi...

Birbirlerinin gözlerinin içine bakmışlardı.

Façalı Konağı

Sabah erkenden...

Teoman çalışma odasındaydı.

Kapı çalındı.

- Gir.

İçeri Haşmet ile Behzat girdi.

Behzat elindeki dosyayı masaya bıraktı.

- Konağın güvenliği tamamen yenilendi.

- Abi çatılar, kameralar, araç girişleri, hepsi kontrol edildi.

Teoman başını salladı.

- Güzel.

Haşmet pencerenin önünde duruyordu.

Bahçeye bakıyordu.

Sanki birini bekliyormuş gibiydi.

Teoman kardeşine döndü.

- Ne düşünüyorsun Haşmet?

Haşmet hiç arkasını dönmeden cevap verdi.

- Fazla sessiz her şey onu düşünüyorum.

Behzat güldü.

- Abi senin şu sessizlik sevdan da...

Haşmet bu kez arkasını döndü.

- Sessizlik...

Fırtınadan önce olur.

Behzat'ın gülümsemesi kayboldu.

Çünkü Haşmet'in bu hissi şimdiye kadar hiç boşa çıkmamıştı.

Çakırbeyli Konağı

Ömür sabah erkenden kulübe gitmek için hazırlanıyordu.

Kapıya çıktığında siyah bir araç çoktan bekliyordu.

Direksiyonun arkasında İlyas vardı.

Camı indirip gülümsedi.

- Hazır mısın?

Ömür şaşkınlıkla yaklaştı.

- Sen mi geldin?

İlyas omuz silkti.

- Söz verdim.

Ömür hafifçe gülümsedi.

- Demek sözünü tutanlardansın.

İlyas'ın cevabı kısaydı.

- Mecburum.

İkisi birlikte yola çıktı.

Uzaktan onları izleyen Hızır hafifçe gülümsedi.

Tam o sırada Emine yanına geldi.

- Ne oldu?

Hızır gözünü yoldan ayırmadı.

- Hiç...

Sonra ekledi.

- Behzat...

İyi çocuk.

Emine anlamış gibi başını salladı.

- Bazı insanlar...

İki aile arasında köprü olur.

Hızır derin bir nefes aldı.

- İnşallah...

O köprü yıkılmaz.

Şehrin Dışında

Eski fabrikanın kapısı açıldı.

Gölge ağır adımlarla içeri girdi.

Masanın etrafındaki adamlar ayağa kalktı.

- Reis...

Façalılar konağa döndü.

- Çakırbeyliler de.

Gölge pencerenin önünde durdu.

Uzun süre konuşmadı.

Sonra yavaşça döndü.

- Demek...

Artık gerçekten başlayabiliriz.

Masanın üzerine yeni bir dosya bıraktı.

Dosyanın kapağında tek bir isim yazıyordu.

BEHZAT FAÇALI

Adamlar birbirlerine baktılar.

Gölge dosyaya eliyle dokundu.

- Önce...

Köprüyü yıkacağız.

Çünkü...

Köprü yıkılırsa...

İki kıyı yeniden birbirine düşman olur.

Ve karanlık fabrikanın içinde...

Yeni savaşın ilk emri verilmiş oldu.

Sabah...

İstanbul güneşliydi.

Sanki şehirde hiçbir şey olmamış gibiydi.

Ama hem Façalı Konağı'nda...

Hem de Çakırbeyli Konağı'nda...

Kimse rahat değildi.

Façalı Konağı

Behzat bahçede korumalarla atış talimi yaptırıyordu.

Haşmet ise uzaktan onları izliyordu.

Genç korumalardan biri hedefi yine ıskaladı.

Behzat başını salladı.

- Olmadı.

- Bir daha.

Genç adam tekrar ateş etti.

Bu kez de başarısız oldu.

Behzat silahı eline aldı.

- Bak.

- Silah elinle değil...

Aklınla tutulur.

Tek el ateş etti.

Pat!

Kurşun tam hedefin ortasına saplandı.

Genç korumalar alkışlamaya başladı.

Behzat gülerek silahı geri verdi.

- Hadi.

- Şimdi siz.

Haşmet arkadan yaklaştı.

Genç korumalar hemen toparlandı.

Haşmet hiçbirine bakmadı.

Sadece hedefe baktı.

Silahını çıkardı.

Hiç nişan almadan ateş etti.

Pat!

Behzat'ın kurşununun tam ortasına isabet etti.

Bahçede sessizlik oldu.

Behzat başını iki yana salladı.

- Vallahi...

Çocukluğumdan beri moralimi bozuyorsun abi.

Haşmet'in yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

- Çalış.

Behzat güldü.

- Şu adamdan aferin almak kadar zor bir şey yok.

Teoman uzaktan kardeşlerini izliyordu.

İçinden geçirdi:

"Ne olursa olsun... bu üçlü kolay kolay yıkılmaz."

Çakırbeyli Konağı

Ömür, Leyla ve Emine bahçede kahvaltı yapıyordu.

Leyla çayından bir yudum aldı.

- Bugün kulüp nasıl geçti?

Ömür gülümsedi.

- Çocuklardan biri bana "Atlar da insanları özler mi?" diye sordu.

Emine gülümsedi.

- Ne cevap verdin?

- "İnsan nasıl seviyorsa...

At da öyle sever." dedim.

Tam o sırada...

İlyas bahçeye girdi.

Ömür ayağa kalktı.

- Geldin mi?

İlyas başını salladı.

- Bugün erken bitirdik. Hadi çıkalım ben seni evine birakiyim.

-Tamam.

Emineyle Leyla'ya döndü.

-- Müsaadenizle.

İkisi de basın salladı.

Emine ikisinin de konuşmalarını dikkatle izliyordu çünkü

İki insanın birbirine davranışındaki doğallık...

Zorla oluşacak bir şey değildi.

Akşam

Behzat tek başına aracına bindi.

Teoman seslendi.

- Nereye?

Behzat camı indirdi.

- Kulübe uğrayacağım.

- Birkaç güvenlik kamerasını değiştireceğim.

Haşmet kısa bir bakış attı.

- İki araçla git.

Behzat güldü.

- Abi...On kişiyle gidiyorum zaten.

Haşmet'in cevabı her zamanki gibiydi.

- On kişi yetmez.

Behzat başını salladı.

- Tamam.

Şehrin Dışında

Eski fabrikanın karanlık odasında...

Gölge önündeki ekrana bakıyordu.

Ekranda...

Behzat'ın aracı görünüyordu.

Yanındaki adam sordu.

- Reis...

Bugün mü?

Gölge yavaşça başını salladı.

- Hayır.

- Henüz değil.

- Önce...

Onun alışkanlıklarını öğrenin.

- Nerede durur...

Kimlerle konuşur...

Hangi saatte yalnız kalır...

Hepsini öğrenin.

Adam notlarını aldı.

- Sonra?

Gölge, masanın üzerindeki Behzat dosyasını kapattı.

Sesi buz gibiydi.

- Sonra...

İlyas'ın önüne atlayacağı günü bekleyeceğiz.

O an...

Ne Behzat...

Ne de diğerleri...

Kaderlerinin çoktan yazılmaya başladığını bilmiyorlardı.

Комментарии

0 / 5000 символов
Пока нет комментариев. Будьте первым!