1 страницаОпубликовано: 30.07.2026. 19:09
70

Озвучивание не поддерживается в этом браузере

1 bölüm.

Merhaba!

Öylesine yazıyorum, sadece hayal olarak kalmasın. Gerçekleştireyim dedim.

***
Babamın bana attığı o bakışı hiç sevmiyorum.

Çünkü o bakıştan sonra ya telefonum elimden alınıyor, ya kartlarım iptal ediliyor ya da haftalarca ev hapsi cezası alıyorum.

Kapıyı ayağımla iterek içeri girdim.

Salon sessizdi.

Babam koltukta oturmuş beni bekliyordu.

"Yine mi?" dedim, gözlerimi devirerek. "Bu sefer ne yaptım?"

"Bana soru sorma. Otur."

Emir verilmesinden nefret ederdim.

Çantamı koltuğa fırlatıp karşısına geçtim.

"Söyle."

"Yarın gidiyorsun."

Kaşlarımı çattım.

"Nereye?"

"Amcanın yanına."

Bir an donup kaldım.

Amcam mı?

Babamla amcam yıllardır konuşmuyordu. Çocukluğumdan beri onu ne görmüş ne de adını duymuştum. Şimdi durduk yere neden onun yanına gidecektim?

"Benim amcamın yanında ne işim var?" dedim.

"Bunu oraya gidince öğrenirsin."

Başımı iki yana salladım.

"Ben hiçbir yere gitmiyorum."

Babam gözlerini bana dikti.

"Bu kez seçim senin değil, Derya."

"Gideceksin."

Babamın ağzından çıkan o tek kelime sinirlerimi altüst etmeye yetmişti.

Dudaklarımı birbirine bastırıp ayağa kalktım.

"Hayır."

"Derya..."

"Hayır dedim!" diye sesimi yükselttim. "Yıllardır adını bile anmadığın adamın yanına beni neden gönderiyorsun? Bir anda aklına kardeşin mi geldi?"

"Odana git. Hazırlan, yarın gideceksin."

Sanki söylediklerimi hiç duymamış gibi konuşuyordu.

Sinirden güldüm.

"Gerçekten beni dinlemiyor musun sen?"

"Derya. Odana dedim."

Birkaç saniye boyunca yüzüne baktım. Tek bir mimik bile yoktu. Ne öfke, ne pişmanlık ne de kararından vazgeçeceğini gösteren en ufak bir ifade... Sanki karşısında kızı değil de yerine getirilmesi gereken sıradan bir iş vardı. İşte buna dayanamıyordum. Beni dinlememesine, hiçbir açıklama yapmamasına, hayatımla ilgili böylesine büyük bir kararı tek başına vermesine dayanamıyordum.

Dişlerimi sıktım.

"Tamam." dedim, soğuk bir sesle.

Arkamı dönüp salondan çıktım.

Topuklu ayakkabılarımın mermer zeminde çıkardığı ses bütün evde yankılanıyordu.

Merdivenleri ağır adımlarla çıkıp odama girdim. Kapıyı arkamdan kapattım ama bu kez çarpmadım. Yatağın üzerine oturup birkaç dakika öylece tavana baktım. Ne kadar düşünürsem düşüneyim, bunun mantıklı bir açıklamasını bulamıyordum.

Yıllardır adını bile duymadığım amcam bir anda ortaya çıkmıştı ve babam beni hiçbir şey söylemeden onun yanına gönderiyordu.

Madem gitmek zorundaydım...

En azından ne götüreceğime ben karar verirdim.

Dolaptaki kıyafetlere tek tek göz gezdirdim.

En sevdiğim kot pantolonları, tişörtleri, birkaç elbiseyi ve ceketimi valize yerleştirmeye başladım.

Her kıyafeti katlayıp koyarken içimden söyleniyordum.

"Saçmalığın böylesi..."

Çekmeceden makyaj çantamı, parfümlerimi ve şarj aletimi de alıp valize attım.

İşim bitince fermuarını sertçe kapattım.

Valizi odanın bir köşesine bıraktım.

Saat epey ilerlemişti.

Üzerimdeki kıyafetler artık rahatsız etmeye başlamıştı.

Dolaptan siyah, bol bir pijama takımı çıkarıp banyoya geçtim.

Üzerimi değiştirip banyodan çıktım. Odam her zamanki gibiydi; yatağım dağınık, çalışma masamın üzerinde yarım bırakılmış birkaç defter, pencerenin önünde en sevdiğim çiçek... Hepsine tek tek baktım. Daha birkaç saat önce sıradan gelen bu oda şimdi gözüme bambaşka görünüyordu. İstemeden de olsa özleyeceğimi hissediyordum.

Yavaşça yatağıma oturdum. Başımı yatağın başlığına yaslayıp derin bir nefes verdim. Odanın içindeki sessizlik, kafamın içindeki düşüncelerden çok daha yüksekti. Sürekli aynı sorular dönüp duruyordu.

Babam neden beni yıllardır görmediğim amcamın yanına gönderiyordu? Bana söylemediği ne vardı? Ve neden bu kadar ısrarcıydı?

Komodinin üzerindeki saate gözüm kaydı.

Gece yarısını çoktan geçmişti.

Telefonumu sessize alıp komodinin üzerine bıraktım. Lambayı kapattığım anda oda tamamen karanlığa gömüldü. Tavana bakarak birkaç dakika öylece yattım. Gözlerimi her kapattığımda babamın yüzü, söylediği o tek cümle aklımda yankılanıyordu.

Battaniyeyi omuzlarıma kadar çektim. Dışarıdan gelen hafif rüzgârın sesi ve duvardaki saatin tik takları dışında hiçbir ses yoktu. Düşünmemeye çalıştıkça daha çok düşünüyordum. Göz kapaklarım yavaş yavaş ağırlaşmaya başladı.

Ne kadar dirensem de yorgunluk sonunda galip geldi.

Bir süre sonra düşünceler birbirine karıştı...

Ve farkına bile varmadan uyuyakaldım.

***

Alarmın sesi kulaklarımı tırmalayarak beni uykumdan uyandırdı.

İsteksizce gözlerimi açtım.

Bir anlığına her şeyi unutmuştum.

Sonra gözüm odanın köşesindeki valize takıldı.

Derin bir nefes verdim.

Demek bugün gidiyordum.

Yataktan kalkıp banyoya girdim. Hızlıca hazırlanıp üzerime siyah bir pantolon ve beyaz bir tişört giydim. Saçlarımı topladıktan sonra valizimi alıp aşağı indim.

Babam çoktan hazırlanmıştı.

Birbirimize tek kelime bile söylemedik.

Valizimi arabanın bagajına koydu. Ben de arka koltuğa geçip camdan dışarı bakmaya başladım.

Motor çalıştı.

Birkaç dakika sonra evimiz arkamızda kaldı.

Yol boyunca arabada yalnızca radyoda kısık sesle çalan müzik vardı. Ne babam konuştu ne de ben. Zaten söyleyecek bir şeyimiz de kalmamıştı.

***

Saatler geçti.

Şehir yavaş yavaş geride kaldı. Yerini uzun yollar, ormanlar ve sessizliğe bıraktı.

Yaklaşık dört saat sonra araba yüksek demir kapıların önünde durdu.

Kapılar ağır ağır açıldı.

İçeri girerken etrafıma baktım.

Burası evden çok büyük bir malikâneye benziyordu.

Araba geniş avluda durdu.

Babam kontağı kapattı.

Ben valizimi alıp arabadan indim.

Başımı kaldırıp önümde yükselen kocaman binaya baktım.

Derin bir nefes aldım.

O an bunun sadece yeni bir ev olmadığını hissediyordum.

Valizimin kulpunu biraz daha sıkı tuttum ve ağır adımlarla kapıya doğru yürüdüm.

O eve adımımı attığım an, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

***
Görüşürüz aşkısı bb.

Комментарии

0 / 5000 символов
Пока нет комментариев. Будьте первым!