20 страница30 августа 2018, 00:00

20.BÖLÜM "Çikolata"

"Deniz, Deniz çabuk banyoya gir. Ben söyleyene kadar da çıkma."
Deniz odamın içindeki banyoya girdiğinde ben de hızlıca yatağıma uzandım. Koridordan annemin "Arelya," diye seslendiğini duyunca "Odamdayım," diye bağırdım.

Odamın kapısı açılınca hala karnım ağrıyormuş gibi kıvranmaya başladım.

"Anneciğim geçmedi mi hala karnının ağrısı? Regl zamanın gelmiş olmasın!"

"Hayır anne ne regli?" dedim banyoda Deniz'in olduğunu bildiğim için. "Kesin üşütmüşümdür okulda. Antrenman falan yapıyoruz ya."

"Bak havalar zaten soğuk sakın antrenmandan hemen sonra çıkma okuldan. Sonra terli terli üşüyüp böyle karın ağrısı çekiyorsun."

"Tamam anne, tamam. Söz veriyorum çıkmam. Ama şimdi sen odamdan çıksan iyi olur çünkü biraz dinlenmem lazım. Zaten yarım saate kadar geçer."

"Tamam, dinlen sen. Al bu çikolatayı da çekmecene koy. Eğer benden başka bir şey istersen seslenirsin."

"Tamam," diyerek uzattığı çikolatayı yanımdaki komodinin çekmecesine koydum. Annem odadan çıkar çıkmaz ayağa kalktım. Kapının yanına giderek sessizce kapımı kilitledim. Ardından banyonun kapısına döndüm.

"Deniz, annem gitti. Çıkabilirsin." Banyonun içinden ses gelmemişti. "Deniz, annem gitti. Çıksana banyodan."

Yine ses gelmemişti. Başımı odamın içindeki duvara çevirir çevirmez aklımdaki düşünceyi doğrulamıştım. Büyük ihtimalle bayılmış olmalıydı.

Seri hareketlerle banyonun kapısını açtım. Tahmin ettiğim gibi yerde uzanıyordu. "Deniz, lütfen uyan."

Yaklaşık on dakika sonra Deniz ancak uyanabilmişti. Yerinden kalkmasına yardım ederek onu yatağıma yatırdım. Bir bardak su verip içmesine yardım ettim.

"Annen nerede?"

"İçeride oturuyor. Ama merak etme, kapıyı kilitledim. Gelse bile içeriye giremez."

Beni başıyla onayladı. Yatakta doğrularak eliyle başını tuttu.

"En son yaşadığımız kötü anları rüyaya çevirebildiğimizi söylüyordun."

"Evet, ama bu sadece bir tahmin. Yani, geleceği görüyor olamayız. Bilmiyorum belki de geleceği görüyoruz. Bu çok karmaşık bir durum..."

"Evet, öyle. Ama bunu eninde sonunda çözmeliyiz."

"Aslında aklıma bir şey geliyor ama çok riskli bir çözüm," dediğinde kaşlarımı çattım.

"Neymiş o?"

"Biz bu anın gerçek olduğunu biliyoruz değil mi? Yani şu an yaşadığımız her şey gerçek..."

"Evet ama rüyadayken de her şey çok gerçekçi geliyor. Bu yüzden bunu bilemeyiz."

"İşte, her neyse. Biz bu anın gerçek olduğuna inanalım."

"Ee, bu bizim ne işimize yarayacak?"

"Sana gördüğümüz gerçekçi rüyalarla ilgili ne söylediğimi hatırlıyorsun değil mi? Hepsinin ortak bir noktası var, o da ikimizin de o anlarsa korku veya pişmanlık duygusu yaşaması. Eğer kurduğum tez gerçek ise, başımızı belaya sokup bunun nasıl çalıştığını öğrenebiliriz. Eğer gerçekten yaşadığımız kötü anları rüyaya çevirmek gibi bir özelliğimiz var ise bundan sonra hiç ayrılmamamız gerecek."

"İyi ama, başımızı nasıl bir belaya sokacağız ki?"

"Her türlü bela olabilir. En kötü hırsızlık yapmak gibi."

"Deniz saçmalama. Ben asla hırsızlık yapmam."

"Ben de asla hırsızlık yapmam Arelya. Ama bu sadece bir deney. Eğer işe yararsa zaten hırsızlık yapmamış sayılırız. Yaramazsa da en kötü hapse girer bir türlü yırtarız işin içinden."

Seslice nefes verdim. Sunduğu fikir aklıma yatmasa da yapacak başka bir şeyimiz yoktu. Hem niyetimiz kötü olmadığı sürece başımıza bir şey gelmezdi.

"Peki diyelim ki hırsızlığı yaptık ve gerçekten o anı rüyaya çevirebildik. O zaman o anı da rüya olarak hatırlarız ve gerçekten yaşayıp yaşayamadığımızı anlayamayız."

"Ona da bir çözüm buluruz elbet. Zaten hatırlıyorsan o rüyalarda yaşadığın şeyleri unutmuyorsun. Tıpkı senin, Bade ile izlemediğin filmin sonunu bilmen ve yemek yemediğin halde rüyandaki makarnanın tadını hissedebilmen gibi. Yani o şeyi yapmadan önce evin içine bir not bırakabiliriz. Ya da başka bir şey..."

"Deniz," dedim lafını bölerek. "Ya şu an yaşadığımız da bir rüya ise? Ya biraz sonra evin içinde uyanacaksam? Ya kurduğun tüm tezler aslında gerçek değil ise?"

İçimi büyük bir korku kapladı. Düşündükçe daha da çok korkuyordum. Ellerim titremeye başladığı zaman bakışlarımı ellerime çevirdim. "Korkuyorum Deniz," dediğimde elini omzuma attı.

"Ben de," dedi.

Ardından kalbim sıkıştı. Nefes almam zorlaştı. Sanki ruhum bedenimden ayrılıyormuş gibi bir his yaşadım. Bu çok zordu. Bunları hissetmek çok korkunçtu.

Gözlerimi bir anda açtığımda nefes nefese kalmıştım. Bade'nin evindeydim ve film izlerken uyuyakalmıştım. Ama gördüğüm her şeyi hatırlıyordum.

Koltuktan ayağa kalkarak Bade'ye döndüm. Ona belli etmemeye çalışsam da bir an önce evd gidip Deniz'i aramak istiyordum.

"Bade ya benim şimdi aklıma geldi. Eve gidip laptopumdan araştırma yapmam gerekiyordu. Reyhan Hoca ödev vermişti ya hani."

"Dur Arelya, bari film bitsin sonra gidersin. O kadar da uzun bir ödev değil zaten. İstersen benim dosyamı götür. Oradan bakıp yazarsın."

"Hayır ya, sonra bir sürü laf yapıyor. Gidiyim ben, filmi sonra izleriz. Kalkmana hiç gerek yok, ben çıktım bile," diyerek hızlı adımlarla evden çıktım. Binadan ayrılınca ilk işim Deniz'i aramak olmuştu.

"Arelya, gördün değil mi?"

"Evet, Deniz. Gördüm. Şimdi eve çıkıyorum. Annemi markete gönderdiğimde tekrar bize gel."

"Tamam, geleceğim."

Telefonu kapatınca asansöre binip kendi katımda indim. Eve girer girmez hasta numaramı bir kenara attım.

"Anne, ben geldim," dediğimde, "Hoş geldin, salondayım," dedi. Yanına gidip bir süre sarıldım. Ardından yeni hatırlarmış gibi geri çekildim.

"Anne ya, evde deterjan bitmişti. Alacaktım ama unuttum. Şimdi de ders çalışmam lazım, sen inip alır mısın? Hem benim sevdiğim çikolatalardan da almış olursun. Olur mu?"

"Tamam ben de inecektim zaten aşağıya. Giderim birazdan."

"Hayır anne hemen git. Canım o çikolatadan çok çekti. Lütfen."

"Tamam tamam iniyorum."

Annemle birlikte ayağa kalktığımızda, o montunu almak için portmantoya gitti; ben ise odama ilerledim. Annemin çıkma sesi gelir gelmez Deniz'i arayıp eve çağırdım. Deniz gelir gelmez onu yine odama çekmiştim.

"Gördüğümüz ve konuştuğumuz her şeyi hatırlıyorsun değil mi?"

"Evet Deniz. Ama bu, ya gerçek değilse? Ya şu an da bir rüyaysa."

"Arelya sakin ol. Ne kadar düşünürsen, o kadar korkuyorsun ve sen korktuğun zaman beni de korkutuyorsun bu yüzden baştan alıyoruz."

"Ama şuna bir baksana Deniz. Bu çok saçma bir şey. Her korktuğumuzda o şeyi baştan mı yaşayacağız? Ayrıca gerçek olduğu bile meçhul. Belki de gerçekten ikimizin gördüğü bir rüyaydı. Arkamızda kanıt da bırakamadık ki gerçekliğini ölçelim."

Birkaç saniye boyunca bekledim.

"Arelya," der demez neyden bahsettiğini anlamıştım. Annemin rüyamda getirdiği çikolatayı çekmeceme koymuştum. Eğer o çikolata hala oradaysa Deniz'in tezi kanıtlanmış olacaktı.

Yerimden hızla kalkıp komodinin yanına gittim.

"Arelya bekle," dediğinde başımı Deniz'e çevirdim. "Sakin ol. Eğer yine korkarsan yine her şeyi baştan almak zorunda kalırız."

Onu başımla onayladım. Ardından yavaşca komodinin çekmecesini açtım.

"Arelya, çikolata orada mı?" dediğinde Deniz'e dönüp derin bir nefes aldım. Sakin olmalıydım.

"Tezin kanıtlandı Deniz. Korktuğumuz anları bir rüyaymış gibi görüyoruz."

Ardından tekrar komodinin çekmecesine eğdim başımı.

"Çikolata burada."

20 страница30 августа 2018, 00:00

Комментарии

0 / 5000 символов

Форматирование: **жирный**, *курсив*, `код`, списки (- / 1.), ссылки [текст](https://…) и обычные https://… в тексте.

Пока нет комментариев. Будьте первым!