16 страница22 января 2018, 00:06

16.BÖLÜM 'Basketbol'

Derin derin nefesler almaya çalıştım kollarının arasındayken. Tek elini başımın arkasına yaslamış, diğer elini belimde konumlandırmıştı.

İçimden geçen hisler, en doğrusunun bu olduğunu söylüyordu. Kollarının arasından ayrılmamak olduğunu... Onun yanında olduğum sürece hiç korkmayacağımı; onun yanında olduğum sürece hiç üzülmeyeceğimi...

Biraz daha oyalandım sıcacık omzunda. Bir anlamı yoktu belki de sarılmamın, ama duruyordum öylece. Ondan habersiz yaptığım bu harekete karşı çıkmamasına seviniyordum içten içe. Ne kadar sarılırsam, o kadar mutlu olacakmışım gibi hissediyordum.

"Arelya," dediğinde kendime gelmiştim sanki. Yavaşça omzundan ayrılırken, hafif çekimser bir tavır aldım.

"Hastaneye gidecek misin?" dediğinde "Gitsem iyi olur. Ne olur, ne olmaz o sonuçları görmek istiyorum," dedim.

"Birlikte gidelim o zaman. Arabam buralarda," dedi eliyle ileriyi göstererek.

Tek bir nefes alıp verdim.

"Olur."

Birlikte, Deniz'in arabasına doğru yürüdük. En az evi kadar, arabası da çok güzeldi. Ona uygun, sportif ve siyahtı. Onunla çoğu kez bunu yapıyormuşum gibi hissettim bir anda. Birbirimizi nasıl olur da daha önceden görmezdik?

Arabaya bindiğimde hastaneye doğru ilerlemeye başladık.

"Neden bizim okulda okuyorsun?" dedim kafamı cama yaslayıp. Sadece, sessizlikten rahatsız olduğum için sormuştum bu anlamsız soruyu.

"Nasıl yani? İyi bir okul değil mi?" dedi umursamazca.

"Hayır, tabii ki güzel bir okul. Ama daha iyi okullara gidebilirdin. Ecem de öyle..."

"Kast ettiğin özel okul mu?" dediğinde kafamı kısa bir süreliğine ona çevirdim.

"Evet," dedim kısaca. Kast ettiğim özel okullardı.

"Liseye başladığımda, babamın durumu iyi değildi. Ben de normal bir lise tercih ettim."

Anladığımı belirtircesine başımı salladım.

"Ama sonradan değiştirebilirdin," dediğimde "Gerek duymadım. Zaten okula pek uğramıyorum," dedi.

Onun hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordum.

"Sahi, neden hiç okula gelmiyorsun? Devamsızlık sorun olmuyor mu?" diye art arda sordum.

"Arelya, sence de fazla soru sormuyor musun?" dediğinde kafamı camdan çektim. Evet, biraz fazla soru sormuştum.

"Sadece merak etmiştim," diyerek dudağımı büzdüm. Zaten bana bakmadığı için bu hareketi yapmak istemiştim.

Seslice nefes verdi.

"Bu hastane miydi?" dediğinde camdan dışarıya baktım.

"Evet, ben alıp gelsem iyi olur," dediğimde "Bekle ben de geliyorum," dedi.

Arabadan inerek hastanenin içine girdik. Tomografi sonuçlarımı alarak doktorun odasına girdim. Söyleyeceği şeyleri merak ediyordum.

*

Derin bir nefes alıp, odadan çıktım.

Deniz oturduğu yerden kalkıp yanıma geldi.

"Bir şeyin yokmuş değil mi?" dedi kendinden emin bir şekilde.

"Evet, yokmuş," dedim kaşlarımı kaldırıp. "Ve buna sevinip sevinmemem gerektiğini de bilmiyorum."

"Aynı duyguları ben de yaşadım. Seni iyi anlıyorum," dediğinde birlikte hastaneden çıktık. Eğer bir problemim yoksa, neden sürekli bayılıyor ve Deniz'in gördüğü rüyaları görüyordum?

Deniz'in arabasına bindiğimde kemerimi bağladım. O da binince, evimin yolunu tutmuştuk.

"Ne olduğunu bulacağız Arelya. Merak etme."

Ona doğru döndüm.

"Hiç sanmıyorum Deniz. Çözülecek gibi değil. Ve bu da endişelenmeme neden oluyor."

"Arelya, endişelenme ve şöyle konuşmayı kes. Ne olduğunu bulacağız. Birlikte..."

Gözlerim dolduğunda başımı cama çevirdim. Neler oluyordu bize? Neden yalnızca ikimiz bu durumdaydık?

Bir dakika... başkaları da olabilir miydi?

"Deniz," dedim endişeyle. "Sence, başkaları da var mıdır? Yani bizim gibi olan," dediğimde kafasını iki yana salladı.

"Bilmiyorum. Ama sanmıyorum da. Böyle bir şey, daha önce hiç duymamıştım."

Aslında neler olduğunu biz de bilmiyorduk. Ne yaşadığımız hakkında hiçbir fikrimiz yoktu.

İkimiz de aynı rüyayı mı görüyorduk; yoksa ikimiz de gördüğümüz şeyin bir rüya olduğunu mu sanıyorduk?

Evimin bulunduğu sitenin önüne kadar geldiğimizde "Teşekkür ederim," diyerek arabadan ineceğim sırada bileğimi tuttu.

"Arelya," dediğinde ona bakmaya devam ettim. Kafasını önüne çevirip bileğimi bıraktı. Sanki bir şey söyleyecekti ama vazgeçmişti.

Bir şey söylemeyince, arabadan indim. Siteye girerek evime çıktım. Annem ve babam henüz gelmemişlerdi.

Odama girerek tomografi sonuçlarımı çekmeceme koydum. Yarın cumartesi olduğu için çok rahattım. Bütün gün uyumak istiyordum.

Telefonumu çıkarıp saate baktım. 7'ye geliyordu.

Evde yapılacak pek bir şey olmadığı için mutfağa gidip önce yemek yedim. Ardından laptopumu açtım.

*

Hafta sonum fazlasıyla sakin ve sıkıcı geçmişti.

Bugün okulun ilk günüydü ve sınavdan sonra tekrar antrenmanımız vardı.

Sınav olup çıktıktan sonra, öğle arasının gelmesini bekledim. Çünkü derslere girmeyi hiç istemiyordum.

Öğle arası geldiğinde antrenman için öncelikle soyunma odasına gittim. Üzerimi değiştirdikten sonra spor salonuna girdim. Bade, yemek yiyeceği için öğle arasından sonra geleceğini söylemişti. Bu yüzden spor salonundaki tek insan bendim.

Voleybol toplarını yanıma alarak filenin karşısına attım.

Önüme bir basketbol topu düştüğünde, büyük salonda yankı yaptı.

"Basketbol oynamayı da biliyor musun?" dediğinde gülerek Deniz'e döndüm. İki kaşımı birden kaldırıp, "Biraz biliyorum. Ama çalışmam gerek," diyerek elimdeki voleybol topunu bırakıp yanına yürüdüm.

"O hâlde, ne kadar biliyorsun bakalım," deyip elindeki basketbol topunu üzerime doğru attı. Ani bir refleksle topu tutarak, tek elimle sektirmeye başladım.

"Ama bu hiç adil değil," derken topu sektirmeye devam ediyordum.

"Adil olan ne var ki?" dediğinde güldüm.

"Haklısın. Ama yine de hiç adil değil," diyerek olduğum yerde zıplayıp, topu fileye attım. Yaklaşsa bile basket olmamıştı.

"Sana öğretmem gerekecek," diyerek yanımdan ayrılıp topu eline aldı.

Ondan topu almaya çalıştıkça benden sıyrılıyordu. Ayrıca kocaman bedenine karşı gelemiyordum. Yorgunluğum her tarafıma işlediğinde, dinlenmek için olduğum yerde dizlerime eğildim.

"Hadi ama. Yoruldun mu hemen?" dediğinde kafamı iki yana salladım.

"Basketbol bana göre değilmiş sanırım."

Gülerek yanıma doğru geldi. İşaret parmağıyla burnuma dokunup "Bence de. Çok kötüsün," dedi.

"Eminim, sen de voleybolda çok kötüsündür," dediğimde güldü.

"En az senin kadar iyiyim."

Basketbol yetmemiş gibi, kısacık öğle arasına bir de voleybol sığdırmıştık. Sanki zaman durmuştu diğer insanlar için, sadece bizim için akıyordu.

İkimiz için...



16 страница22 января 2018, 00:06

Комментарии

0 / 5000 символов

Форматирование: **жирный**, *курсив*, `код`, списки (- / 1.), ссылки [текст](https://…) и обычные https://… в тексте.

Пока нет комментариев. Будьте первым!