12 страница19 января 2018, 23:37

12.BÖLÜM 'Takım'

Gözlerimi yavaşça açarak, komodinin üzerindeki telefonumdan saate baktım. Saat akşam sekize geliyordu. Ağlarken uyuyakalmış olmalıydım.

Yatağımdan kalkmadan önce whatsapptan gelen mesajlara baktım. Beşimizin olduğu grupta Ecem, Deniz o tavrından dolayı özür dilemiş, diğer kızlar ise sorun olmayacağını söylemişti.

Yatağımdan kalkarak odamdan çıktım. Annem ve babam salonda oturuyorlardı. 

"Anne, siz ne zaman geldiniz?" dediğimde "Biz geleli çok oldu da, seni uyandırmak istemedik," dedi. Anladığımı belirterek salondan ayrılıp mutfağa geçtim. Karnım acıkmıştı.

Kendim için tost yaparak yemek masasına oturduğumda annem mutfağa girdi.

"Arelya, iyi misin?" dediğinde elimdeki tostu bırakıp, kafamı evet anlamında salladım. Karşımdaki sandalyeyi çekerek oturmuştu.

"Arkadaşın nasıl? Daha iyi mi?" dediğinde kafamı tekrar olumlu anlamda salladım.

"Daha da iyi olacak."

Umut verircesine gülümseyip "Eminim," dedi. Ardından yanımdan kalkıp tekrar salona geçti. Tostumu yemeye devam ederken, dün gözden kaçırdığım bir şey gelmişti aklıma...

Dün her zamanki gibi bayılmıştım, fakat gece rüya görmemiştim. Bunu nasıl şu an fark ediyor olabilirdim? Aynı rüyayı görmeyişimin nedeni, başka bir yerde kaldığım için olabilir miydi? Eğer nedeni buysa, bayılmam ve aynı rüyayı sürekli görmemin nedeni de psikolojik olmalıydı.

Tostumu yedikten sonra odama geçerek Bade'yi aradım. 

"Hadi Bade, aç şu telefonu," derken odamın içinde volta atıyordum.

"Hah, Bade. Sana bir şey söylemem lazım," dedim telefon açılır açılmaz.

"Arelya bir sakin ol. Kötü bir şey mi oldu?" 

"Hayır, aksine güzel bir şey," deyip derin bir nefes aldım. Çok heyecanlanmıştım. Belki de, bir daha hiç görmeyecektim bu rüyaları. "Hani, ben sürekli salı günleri bayılıyorum ve gece saat 12'de uyuyup her salı aynı rüyayı görüyordum ya... Dün Ecem'in evinde kaldığımızda o rüyaları görmedim. Ayrıca gece saat 1'de uyuduk."

"Ben biliyorum neden aynı rüyayı görmediğini," dedi Bade. Kaşlarımı hafifçe çattım.

"Nasıl yani? Nereden biliyorsun? Ayrıca neden aynı rüyayı görmemişim," dedim şaşkınlıkla.

"Tabii ki Deniz'in öpücüğünden dolayı..." deyip gülmeye başladığında gözlerimi sinirle kapatıp nefes verdim.

"Bade, abartıyorsun ama... Ayrıca Deniz beni öpmedi," diyerek kendimi savunmaya çalıştım. 

"Tamam ya, şaka yapıyorum. Bu arada gerçekten çok sevindim. Belki de artık bayılmazsın. Şu gördüğün gerçekçi rüyaları da görmezsin," dediğinde az önceki konudan uzaklaşmıştım. 

"Evet. Ama yine de şu tomografi sonuçlarını bekleyeceğim. Eğer tomografi sonuçlarında da bir şey çıkmazsa, bu şeyin psikolojik olduğundan emin olacağım," dedim.

Ardından "Neyse, kapatıyorum ben. Biraz dizi izleyeceğim," diyerek telefonu kapattım. 

Laptopumdan dizi açarak birkaç bölüm izleyip tekrar yatağıma yattım. 

Kesik kesik gördüğüm birçok rüya yüzünden, gece rahat uyuyamamıştım. Sabah uyandığımda, henüz alarmım çalmamıştı bile. Gördüğüm rüyaların hepsinde, okulla birlikte gittiğimiz kamp vardı. Sanırım dün sabah konusu geçtiği için bilinçaltıma takılmış olmalıydı.

Erkenden hazırlanıp evden çıkarak, bu soğuk havada Bade'yi bekledim. O da apartmandan çıktığında birlikte okula geldik. 

Sınıfa girdiğimizde hoca çoktan girmişti. Yerlerimize geçerek ilk dersin bir an önce geçmesini bekledik.

Ecem, tahmin ettiğim gibi gelmemişti. Sanırım evde yalnız kalarak, daha iyi olacağını düşünüyordu. Ama yalnız kalarak, sadece daha kötü olacaktı. Bunu kendimden biliyordum...

Teneffüs zili çaldığında hoca da sınıftan çıkmıştı. Melis ve Yaren yanımıza gelerek, önümüzdeki sıraya oturup bize doğru döndüler.  

"Ecem'le konuştunuz mu? Sabah aradım ama ulaşamadım," dedi Melis. Bade'yle ikimiz kafamızı hayır anlamında salladığımız an, Ecem sınıfa girdi. 

"Ecem," diye bağırdı Bade. Melis ve Yaren ise kapıya sırtları dönük olduğu için arkalarına dönerek Ecem'in geldiğini sonradan görebildiler. "Ecem," diyerek yeniden bağıran Melis olmuştu. Yerinden kalkarak Ecem'in yanına gidip boynuna atladı. "Biz de tam senden bahsediyorduk," derken geri çekilmişti.

Gülümseyerek yanımıza doğru gelirken biz de ayağa kalkmıştık. Kendini çabuk toparlaması iyi olmuştu. 

"Doğru söyleyin, dedikodumu mu yapıyordunuz?" dediğinde güldük. 

"Gelmeyeceğini düşünüyorduk," dediğimde tekrar yerlerimize oturduk. 

"Yalnız olmak kendimi iyi hissettirmedi. Sizin yanınızdayken daha mutlu oluyorum," dediğinde gülümsedik. 

Teneffüs zili tekrar çalınca hepimiz yerlerimize geçtik. 

Öğle arasına kadar geçen sürede, sınıftan çıkmamıştık. Ta ki, öğle arasında voleybol takımından bir kız gelip, Bade'yi ve beni çağırana dek...

Bade'yle birlikte yerimizden kalkıp spor salonuna indik. Beden öğretmenimiz Serhan Hoca ve birkaç öğrenci spor salonundaydı. Öğrenciler kendi aralarında oynarken; Serhan Hoca, elindeki deftere bir şeyler yazıyordu.

Yanına giderek "Hocam, bizi çağırmışsınız," dediğimde kafasını defterden kaldırdı.

"Evet Arelya. İlçedeki maçlar yakında başlıyor; bizim de çalışmalara başlamamız lazım. Bugün, takımdaki kızlara bir yerden ulaş; yarın hazırlıklı gelsinler. Takımda eksik olmasını istemiyorum. Herkes, tam kadro burada olacak. Anlaştık mı kaptanım?" dediğinde gülmüştüm. Bu kaptan olma işine henüz alışmış değildim.

"Anlaşıldı hocam. Yarın herkesi toplarım. Antrenmanları çıkışta mı yapacağız, yoksa okul saatinde mi?"

"Öğle arasından sonraki derslerinizi alacağım. Eğer yeterli bulmazsak çıkışa da kalabiliriz," dediğinde onaylar bir biçimde başımı salladım. "Ha, bu arada. Yukarıya çıkınca 12-A sınıfından, Deniz Yaman'ı da çağırabilir misin?" dediğinde kafamla onayladım. Serhan Hoca'nın yanından ayrılırken bir yandan da Bade'yi dürtüyordum.

"Bade, bu Deniz Yaman, Ecem Yaman'ın ağabeyi olan Deniz Yaman mı ki? Hani bizim Deniz," dediğimde sinsice güldü.

"Bak bak, kullandığı kelimelere bak. Sonra Deniz'le ilgili bir şey söyleyince ben suçlu oluyorum. Bizim Deniz diyerek kendin kaşınıyorsun."

"Ya, o ağız alışkanlığı. Ayrıca evet. Sakın konusunu açma yoksa sen suçlu olursun," diyerek Bade'yi susturmuştum.

Birlikte yukarı çıktığımızda Bade, sırf Deniz'le yalnız konuşmam için sınıfa girip beni yalnız bırakmıştı.

Deniz'in sınıfının kapısından içeriye göz attım. Deniz'in sınıfta olmadığını anlayınca seslice nefes verdim.

"Nerede bu çocuk ya?" deyip sınıfın içinden kafamı çekerken, koridordan bu tarafa doğru geldiğini gördüm. Gözlerine baktığım için, doğrudan beni fark edebilmişti. Bana doğru geldiği hâlde, ben de ona birkaç adım attım. Adımlarımı yavaşlatınca karşısında durdum.

"Serhan Hoca seni çağırdı. Sanırım bir şey konuşacak," dediğimde "Bunu mu söyleyecektin?" demişti.

Kaşlarımı belirgince çattım.

"Ne söylememi bekliyordun ki?" dediğimde dudağının tek tarafını yanağına doğru kıvırdı.

"Hiç," diyerek yanımdan geçip sınıfa doğru gitti.

Hocanın yanına gitmesi gerekmez miydi?

Ayrıca neden söylediğim cümleye öyle bir tepki vermişti? Ne söylememi bekliyordu ki?

12 страница19 января 2018, 23:37

Комментарии

0 / 5000 символов

Форматирование: **жирный**, *курсив*, `код`, списки (- / 1.), ссылки [текст](https://…) и обычные https://… в тексте.

Пока нет комментариев. Будьте первым!