3.BÖLÜM 'Tanıdık'
**(Karakter ismi değiştiii)**
"Doğum günün kutlu olsun."
Gözüm hâlâ o çocuğun üzerindeydi. Yanımıza kadar gelmiş, tek elini Kerem'e uzatmadan önce bana tuhaf bir bakış atmıştı.
"Sağ ol kardeşim," diyerek elini sıkıp, diğer elini çocuğun omzuna koydu Kerem.
Ben ise kaşlarım çatık bir şekilde onu incelemeye devam ettim. Evet, evet. Ben bu çocuğu daha önce görmüştüm. Hem de rüyamda...
Kahverengi tonlarında saçları, beyaza yakın bir ten rengi vardı. Gözleri ise gökyüzüne bakmayı en sevdiğim zaman dilimindeki rengine bürünmüştü. Ne açık maviydi, ne lacivet... İkisinin arasında bir yerlerdeydi.
"Arelya, çocuk ağzının kenarlarından akan suyu görmeden buradan ayrılırsak iyi olur," dedi Bade kulağıma fısıldayıp. Ancak kendime gelebilmiştim.
Bade'yle birlikte Kerem'in yanından ayrılsak da, aklım hâlâ o çocuktaydı. Onu rüyamda görmüştüm, ama hangi rüya olduğunu hatırlamıyordum. Gördüğümden her ne kadar emin olsam da, aklıma başka bir detay gelmiyordu.
Bade'yle birlikte kokteyl masalarından birine geçip, elimize bir bardak aldık.
"Arelya, senin oradaki hâlin neydi öyle? Sanırım birileri âşık oluyor..." deyip güldüğünde "Sus Bade, bağırma," dedim telaşla. "Âşık falan olmadım. Ama çok tanıdık geldi yüzü. Onu tanıyor musun?" dediğimde kafasını salladı.
"Tanıyor musun nasıl bir soru Bade? Bizim okulda," dediğinde "Ciddi misin?" diyerek kaşlarımı kaldırdım. Daha önce okulda gördüğümü hatırlamıyordum.
" Arelya, tamam tanımıyor olabilirsin ama okulda da mı hiç görmedin?" deyince kafamı iki yana salladım.
"Gerçi, okula sadece sınav zamanlarında geldiği için okuldaki çoğu kişi tanımıyor. Ama 12. sınıfların neredeyse hepsi tanır. Bir de Kerem'le arkadaşlar diye biliyorum. Yani çok samimi olmasalar da arkadaş olduklarını duymuştum. Bir de buranın sahibi olan çocuk bu işte. Luna'nın patronu yani..." dediğinde kafamı tekrar onun bulunduğu yöne çevirdim. Göz göze gelmiş olsak da, bunu umursamadan gözlerine bakmaya devam ettim. Çok tuhaf bakıyordu. Sanki o da beni tanıyor gibiydi.
Gözlerimi ondan ayırıp tekrar Bade'ye döndüm. "Gidelim mi artık?" dediğimde gözlerini kocaman açtı.
"Oha Arelya. İçeriye gireli 10 dakika bile olmadı. Saat daha 8.20," dediğinde gözlerimi devirdim. Biliyorum, biraz fazla abartmıştım. Bu kadar kısa sürmemeliydi.
Aradan geçen birkaç dakikanın sonunda hediyeler açılmaya başlanmıştı. İnsanların Kerem'in etrafında toplanmasını fırsat bilerek kaçmak istesem de, Bade'yi burada bırakamazdım. Bade'de hediyelerin ne olduğunu merak ettiği için insanların arasına karışınca, kocaman mekânın içinde yapayalnız kalmıştım. Çantamı alarak lavabonun olduğu tarafa yöneldim. Uzun koridoru geçip, lavaboların olduğu koridora dönecekken, erkekler tuvaletinin kapısının önünde, birinin yerde yattığını fark ettim. Yanına koşarak, bulunduğu yere eğildim. Koridordaki sisli ışıklardan dolayı yüzünü zor seçebilmiş olsam da, bu o çocuktu. Rüyamdaki çocuk.
"Kendine gel. İyi misin?" dedim yanağına yavaşça vurup. "Hey, beni duyuyor musun?" dediğimde hafifçe kıpırdandığını hissettim. "Bak, şimdi yardım çağıracağım. Sen beni burada bekle," deyip yanından ayrılacakken, bileğimden sımsıkı tuttu. Yeni ayılan birine göre fazla güçlüydü.
"Dur, kimseyi çağırma," dedi boğuk bir sesle. Henüz gözlerini bile açmamış olmasına rağmen, bileğimi nasıl yakaladığını anlayamamıştım.
"Olmaz. Ben seni tek başıma kaldıramam," diyerek bileğimi elinden kurtarmaya çalışınca daha da sıktı.
"Kimseyi çağırma dedim! Bekle," diyerek diğer elini başına götürdü. Hâlâ yerde yatıyor olmasına rağmen bu durumdan çok rahatmış gibi görünüyordu.
"Kendine gelebildin mi?" dedim gözlerini yavaşça açtığını görünce. Kalkmaya çalıştığı sırada, elimi başının altına koyup yardım etmek istesem de, buna izin vermemişti. Yavaşça ayağa kalkarken koridorun duvarlarından destek aldı. Onunla birlikte ben de ayağa kalkmıştım.
"Yardım etmeme izin ver," dediğimde bana yüzünü çevirmeden yürümeye başladı. "Hey, bekle," diyerek arkasından gitmeye çalışsam da yetişememiştim.
"Ukala çocuk," dedim kendi kendime. Aptal insanlarla uğraşmaktan nefret ederdim. Lavaboya gitmekten vazgeçip tekrar insanların olduğu bölüme döndüm. Hediye açma faslı hâlâ devam ediyordu.
İnsanların arasından gözümle Bade'yi bulup yanına gittim.
"Aşkım, ben kendimi iyi hissetmiyorum. Eve gitsem olur mu?" dediğimde "Bak az kaldı zaten. Bu hediyeler açılınca birlikte gideriz," dedi Bade.
"Hayır, senin gelmene gerek yok. Gerçekten. Ben kendim gidebilirim. Sanırım biraz hasta olmuşum," diyerek benimle gelmemesi için onu ikna etmeye çalıştım. Çünkü benimle gelirse, aklı mutlaka burada kalırdı. Her seferinde benim yüzümden eğlencesini bozuyordu. Onu böyle bir duruma sokmayı sevmiyordum.
"İyi, madem. Ama eve gidince beni ara, tamam mı?" dediğinde gözlerimi birbirine bastırıp onayladım. Ardından Luna'dan çıkarak taksiye binip evime doğru yol aldım.
Eve girer girmez ilk işim, bugünkü çocuğun sosyal medya hesabını bulmaya çalışmaktı. Onu gördüğüm rüyayı hatırlamam gerekiyordu. O kadar yakın hissediyordum ki onu kendime... Sanki bir yerlerde karşılaşmışız da, sonra her şeyi unutmuşuz gibi...
Laptopumu açıp, Kerem'in hesabına girip takip ettiği kişilere baktım. Fakat o kadar çok takip ettiği kişi vardı ki, bu kişilerin arasından o çocuğu bulmak çok zordu.
Çabalarım boşunaydı çünkü profili gizli olabilirdi. Yine de ne yapıp, edip onunla konuşmalıydım. Birbirimizi tanıdığımızdan emindim. Sadece nerede tanışmış olabileceğimizi merak ediyordum...
***
Bölümleri bilerek kısa yazıyorum. Bu şekilde okuması daha kolay oluyor. Uzatmamı isterseniz uzatabilirim...
