BU KİM?...1
"Ey Jimin buraya bakarmısın"
Jm:"Efendim Jungmin ne olmuş?"
"Jimin bu kim?"

Jm:"Sen neden benim bavulumu katıştırdın ki?"
"Sadece merak ettim."
Jm:"Fotoğtafı bana ver."
"Ey neden gözlerin doldu. Kim bu?. Galiba üzdüm seni. Özür dilerim"
Jm:"Önemli değil. O..o benim er.. ah eski arkadaşım İşte.
"Eee ismi ne?"
Jm:"İsmi Jungkook"
"Arkadaşın olduğuna eminmisin. Ama ona aşık olduğunu yazmışsın? Çokmu seviyordun onu?"
Jm:"Evet ona aşıktım. Onu deli gibi seviyordum. Ama o Taeyle beni aldattı. Onları birlikte sevişirken tuttum. Hemde benim evimde. Benim odamda ve benim yatağımda"
"Tae kim Jimin? Onun da fotoğrafı varmı sende?"
Jm:"Evet var arkada duruyor. O benim ar..arkadaşım."

"Eee peki ne oldu sonra. Ne yaptın?"
Jm:"Hiç onları rahat bıraktım. Mutluluklar diledim. Çekip gittim. Beni bulamayacakları yere gittim. Şimdi buradayım seninleyim"
"Peki Jimin sizin anılarınız ne olucak?"
Jm:"On..onlar anı olarak kalıcak."
Resimlere bakınca, ikisinin baya anısı vardı. Ama hepsi mahvolmuştu.







Jiminin gözleri dolmuştu. Kendini ağlamamak için zor tutuyordu. Canı yanıyordu. Bunu biliyordum. Ona sarıldım. Üzülmesini asla istemiyordum.
Onunla ilk tanıştığımda Jimin sadece boş boş semaya bakıyordu. Yaklaştlığımda bana baktı. Hissiz bir gülüş vardı yüzünde. Kendini öldüreceğini düşünmüştüm. Ama köprüye salladığı ayaklarını kendine çekip, sakince
"Ne olmuş? Neden öyle bakıyorsun?
Kendimi öldüreceğimi mi sandın? Korkma minik adam. Daha zamanı değil. Ama bir gün öleceğim zaten. kkk"
Yüzüne baktım. Kısık sesle
"Evet sandım. Korktumda ölmeğini istemiyorum. Her kes yaşamayı hakediyor. Benim gibileri bile. Bu arada ismin ne? Ben Jungmin"
Bana hissiz bakışlarla baktı. Sonra sakince
"Ben Jimin minik adam. Evet haklısın ama bazen olmuyor. Yoruluyorsun ve sonda pes ediyorsun."
Ellerini ona uzattım. Elimi tutup kalktı. Soğuktu elleri. Onu evime davet ettim. O günden Jimin minik bir bavulla bana taşınmıştı. Birge yaşıyorduk. Sevgili değildik. Ama arkadaşta sayılmazdık. Jimin ve beni farklı duygular bağlıyordu. Ona ihtiyacım vardı. Hemde su kadar ihtiyacım vardı. Jimin hep solgun her zaman uykuluydu. Ama benimle konuşuyordu. Bir gün babam ve abim bana misafirliğe gelmişti. Çok korktum. Onlar Jimini görseydiler beni dövecektiler. Çünki onlar sürekli benim deli olduğumu söylüyordular Ama ben deli değildim. İçimden Jimin evde olmasın diye dua ettim. Kapıyı açıp eve girdik. Heyecanlıydım. Ama Jimin yoktu. Babam ve abim o gece bende kaldılar. Ama Jimin dönmemişti. Çok endişelendim. Onlar gidince dışarı çıkıp Jimini aramaya başladım. Tüm gün arasamda Jimini bulamadım. Artık yorulmuştum. Eve döndüm. O evdeydi. Çok sevindim ona sarıldım.Yine çok soğuktu. Ama aldırmadım. Jimin benim için değerliydi. O yüzden nerede olduğunu sormadım. Çünki o bana hiç sormuyordu.
"Neden Jungmin. Bunu neden yapıyorsun.?"
O hep derdi.
"Sen en iyisini bilirsin..."
Ama ailem hep derdi. Annem, babam, abim. Bana hep derdi.
"Neden Jungmin? Bunu neden yapıyorsun?. Yeter Jungmin.!"
Çok yorulmuştum. O yüzden 20 yaşım olunca onlardan uzaklaştım. Önce dedemin evine geldim ve burada yaşamaya başladım. Sonra çalışmaya başladım. Bir hastanede morgta çalışıyordum. Babam ve annem önce sinirlenseler bile sonra alıştılar. Zamanla artık beni salmıştılar.
Artık 22 yaşındaydım. Şimdi yanımda Jimin vardı. Bu bana yeterdi. Ona arkadan sarıldım. Vücudu soğuktu. Ama bu benim için sorun değildi. Ben zaten morkta hep soğuk vücutlar görüyordum. Jimin kafasını bana çevirib baktı. Bir anda hissiz bir sesle fısıldadı
"Jungmin şu an seni öpersem ne yaparsın ha?"
Yüzündeki soğuk ifadeni aldırmadan kısık sesle
"Buna mutlu olurum. Sana karşılık veririm"
Bir söz söylemedi. O an tam olarak bana çevrilip beni dudaklarımdan öptü. Sonra sakince
"Jungmin ben sana teşekkür ederim. İyiki seni buldum. İyiki benimlesin."
Gülümsedim. Biliyordum. Bu durum baya karışıktı. Jiminle artık 1yıl oluyordu bir evde yaşıyorduk. Ama şu ana kadar hiç böyle durum yaşamamıştık. Jimin beni yeniden öpmeğe başladı. Bende karşılık verdim. Dudakları her defa vucuduma değdiğinde vücudum kasılıyordu. Üşüyordum. Ama bunu aldırmıyordum. Bende onun tüm vücudunu öpüyordum. Her şey harikaydı. Sonra onu kolundan tutup yatak odasına sürükledim. Onu öperek üstünü çıkardım. Oda benim üstümü çıkardı.
O bana her defa dokunduğunda canım yanıyordu. Ama zamanla alıştım. Çünki bu hoşuma gitmeye başlamıştı. Ben ona her dokunduğum zaman o sadece inliyordu. Öpüşlerimiz derinleştikçe ben yorgun olmaya başlıyordum. Ama bunu sevmiştim. Zamanla alışmıştım. Böylece sevişmeğe başladık o beni yıprattı ben ona hayat oldum. Sabah uyandığımda yanımdaydı bana bakıyordu. Kısık sesle fısıldadı
"Üzgünüm Jungmin affet seni yordum. Bunu yapmamalıydık. Bir daha olmayacak"
Ona baktım sakince
"Önemli deyil Jimin. Unut.. Özür dileme bunu sevdim."
Bana sarıldı. Sakince kollarımı ona sardım.
Sonra fısıltıyla
"Jimin bir şey istersem yaparmısın?"
Jimin kafasını salladı. Sonra hissiz sesle
"Söyle Jungmin ne istiyorsun?"
Onun ifadesiz bakışlarına bakıp fısıltıyla
"Bana onları anlat ne olur merak ediyorum"
Jiminin yüzü düştü. Sakince
"Bundan eminmisin Jungmin?. Sonra üzüleceksin."
Kafamı salladım. Titrek sesle
"Eminim Jimin ne olur anlat. Sen yanımdasın üzülmem ben."
Jimin kısık sesle
"Peki dinle o zaman"
JİMİNDEN
Ben Jungkooku ve Taeni 5 yaşından tanıyordum. Biz iyi arkadaştık. Jungkook içimizde en güçlüsü ve en yakışıklısıydı. Taese en güzeliydi. Her kes ona hayrandı. Bense o ikilinin içinde en çirkin olanlarıydım. Ama onlar benim arkadaşlarımdı. Zamanla biz büyüdük. 16 yaşımız olunca ben Londraya okumaya gittim. Tae Parise, Jungkooksa Amerikaya gitmişti.






Böyle zaman geçmişti. 4 yıl eğitim aldıktan sonra geri dönmüştük. Buluştuğumuzda onların bana nasıl baktığını anlamıyordum. Onların görünüşünde pek değişiklik yoktu. Jungkook hala öyle kaslı ve yakaşıklıydı. Taese baya güzel gözüküyordu. Ama ben baya değişmiştim. Jungkook bana bakıp hayran sesle
"Oha Oha Jimin bu ne güzellik oğlum.? Ne güzelsin ha sen?. Bu kadar güzel olmayı nasıl başardın yaa?"
Tae fısıldar gibi sesle
"Evet Jimin ya çok güzel olmuşsun. Ne yaptın böyle?"
Onlara baktım. Sonra pencere aynasına baktım. Evet ben güzel birine dönüşmüştüm. Ama bunu abartmıyordum. Zayıflamıştım. Bir az spor, bir az dans vücudumun güzel olmasını sağlamıştı. Yüzümese sadece bakımlar, maskeler yapıyordum. Sakin sesle
"Fazla abartılacak bir şey yok canım ya. Sadece düzenli spor ve dans yapıyorum. Bu kadar. Bir azda maskeler kulkanıyorum. Yüzümü güneşten korumak için."
İkiside bana hayranlıkla bakıyordu. Ama bende bir zamanlar onlara hayrandım.
Zaman geçiyordu. Jungkook bir zamanlar Taenin güzelliyinden bahs ederken, şimdi sürekli benden konuşuyordu. Her kese beni, güzelliğimi anlatıp duruyordu.
Zamanla Jungkook bana baya yaklaşmaya başladı. Bir gece eve dönerken bazı haydutlar beni sıkıştırıp bana taciz etmeğe başladılar. Korkudan dilimi yutmuştum. Bir şey yapamıyordum. Bir anda kulaklarıma gelen sesle onların nasıl yere düştüğünü gördüm. Bana yaklaşan beden üstündekini çıkarıp bana giydirdi. Sonrasını hatırlamıyorum. Stresten bayılmıştım. Uyandığımda hastanedeydim. Tae baş ucumdaydı. Jungkooksa doktorla konuşuyordu. Doktor sakince
"Bay Jeon bu genc sizin neyiniz oluyor?"
Jungkook kıkırdayarak
"Doktor bey o benim sevgilim. Yakında evleneceğiz"
Doktor sakince kafasını sallayıp kısıkca
"Sevgiliniz iyi durumda. Yarın taburcu ola bilir. Tam zamanında gelmişsiniz. Yoksa sonu felaket olurdu. O korkudan öle bilirdi. Kendisinde panik atak var. Kalbi çok zayıf ölme riski büyük."
Jungkook üzgün tonla
"Teşekkürler bay Kim onu koruyacağım artık. Gözümden bırakmam."
✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭✭
Bu akımı görünce sadece yazmak istedim. Yalnışlarım varsa affedin. Umarım beğenirsiniz. Yıldıza basmayı unutmayın
