SEN HAYALMİSİN?..38
Sonunda sevdiğinin evinin önüne varmıştı. Ev tamamen karanlıktı. Jimin titrek adımlarla kapıya yaklaştı. İçindeki korkuyu yenemiyordu. Ya Kook onu istemezse? Affetmezse? diye geçirdi içinden. Ama bu minik civciv canavarını çok özlemişti. Onu görmek istiyordu.
Kookun canı yanıyordu. Hemde çok yanıyordu. Geçen yıl onun minik Jimini yanındaydı. Ama bu yıl yoktu Jimin. Kook partide kalamamıştı. Sadece acısı dahada alevlenmişti. Kook herşeyi bir daha hatırladı. O minik civcivine onyedinci yaş gününde aşık olmuştu. O gün Jimin çok harika gözüküyordu. Sanki gökten inmiş melekti insafsız. Kook o gece her şeyi mahvetmişti. Kook bir daha lanet okudu kendine. Kendinden nefret ediyordu. İçiyordu Kook. Hemde köpek gibi içiyordu. Kook artık yaşamıyordu. Bitmişti, tükenmişti bu canavar. O artık bir canavar bile değildi. Sadece yaşayan bir ölüydü. O an Kook Jimini hatırladı. Gözlerini, gülüşünü, sesini, o solgun yanaklarını. Onun her anını hatırladı. O an Kook bir az,daha küçüldü bir az,daha sindi kendine. Bitmiyordu bu acı. Bitmiyordu hiç bir şey. Sadece daha çok acıtıyordu canını. Karşısında bir pasta. Üstünde yanıp kül olmuş ve pastaya karışan mumlar. Oysa öylece oturuyordu. Sadece Jiminin resmi olan duvara bakarak ağlıyordu.
Jimin kendinde güç toplayıp tereddütle titreyen parmaklarıyla zile bastı. Ama kapı açılmadı. Defalarca basmasına rağmen açılmamıştı kapı. Jimin o an montosunda sakladığı anahtarları çıkarıp korkuyla, sessizce kapı deliğine soktu. Bir umud anahtarı çevirdi. Kapı açıldı. Kook belkide evde değildi. O halde onu evde bekleyecekti bu minik adam. Sessizce içeriye girdiğinde evin salonundan gelen sesle kaşlarını çattı. Kook evdemiydi?. Peki neden her yer karanlıktı. Jimin titrek adımlarla salona girdiğinde gördüğü manzarayla gözleri doldu. Kook kanepede oturmuştu. Elinde şarap gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü. Masada duran pasta berbattı. Eriyerek pastaya karışan mumlarsa pastayı daha berbat duruma sokmuştu. Kook sadece güçsüz halde pastaya bakıyordu. Kendi içinde ne fırtınalar yaşadığını Jimin anlamaya çalışıyordu. Bu canavar bitmişti artık. Jimin bir adım daha atamadı. Sadece bakıyordu. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Kook o an sanki delirmiş sekilde fısıldayarak
"Ne olur sarı civciv geri gel seni çok özledim. Ben sensiz bir hiçim. Seni özledim sarı civciv.. Neredesin ?Dön söz veriyorum seni bir daha asla üzmeyeceğim. Seni seviyorum."
Jimin Kookun bu sözlerini dinlerken Sadece elini ağzına götürüp ağlıyordu.
Ne konuşa biliyordu. Nede yanına gidip sarıla biliyordu. Korkuyordu minik adam. Bitermiydi bu acı? Sarılsaydı sevdiğine?. Ya daha da çok yanarmıydı? canı? Jmin sadece Kook onu görmeyecek sekilde yere çöktü. Başını dizleri üzerine koyarak, sadece sakinkeşmeye çalışıyordu. Bir anda Kookun acı dolu sesi Jiminin onun tarafa bakmasını sağladı. Kook can acısıyla ağlayarak
"Minik adam yaşıyorsan sadece haber ver. Sadece sarılayım sana. Sonra istersen git. Seni tutmam. Kimle mutlu olmak istersen ol. Asla karışmam. Ama ne olur geri gel."
Jimin Kookun bu sözlerinden sonra kendinde güç toplayıp, ayağa kalktı. Jiminin içi burkulurken, sadece fısıltıyla.
"J....Jun...koo...ookk be...nn gell..diiim. Koook be..n bu...ra..da..yımmm."
Kookun bakışları anında ses gelen tarafa dönünce karşısında duran minik siyah saçlı titreyen bedeni gördü. Elindeki şerap bardağı yeri boylarken. şokta bu minik adama bakıyordu. Hayalmiydi??? Yoksa sahiden onun minik sevdiği buradaydı. Kook inanamıyordu. Bu olamazdı. Ama o Jimindi. Onun minik sarı hayır siyah civcivi buradaydı. O burada olduğunu söylüyordu. Kook nefesi kesilirken ağzından sadece kısık bir tonda cıkan söz o olmuştu.
"Ji...mi...nnn bu se....nnnn....mi....sinnn. Hıçk..."
🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙
Her kese teşekkür ederim bu aşk hikayesinde yanımda olduğunuz, kitabımı okuduğunuz için.
🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓🌓
ELA DENİZİM seni seviyorum iyiki varsın sen benim meleğimsin. Her şey için teşekkür ederim.
