NASIL YANİ?...12
Eve döndüklerindeyse kapıda polis gördüklerinde afallamış, yerlerinde donup kalmıştılar. İkiside bir birlerine burukca bakarak, kapıda duran polislere doğru yürümeye başladılar. Soona hanım onlara baktı ve ikisinede sarılarak kırık bir sesle fısıldadı
"Çocuklar anne ve babanız buraya gelirken, kaza geçirmişler. Hayatlarını kaybetmişler."
Bu haberi duyduklarında Jiminin yaşlar süzüldü yanaklarından. Kooksa ona sarılarak, küçüğünün saçlarını okşuyordu. Ona destek oluyordu. Kook ona sarılarak onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Bu minik civciv artık tamamen ona aitti. Her haliyle ona emanetti. Doğru üzülmüştü, ailesini kaybetmişti. Ama seviniyordu. Artık korkmadan ona sarılıp onu öpe bilecekdi. İstediği zaman kokusunu içine çeke bilecekdi artık. Polis onlara dönmelerini teklif etti.
Kook kafasını olumlu anlamda sallayarak mırıldadı.
"Hemen eve dönüyoruz Jimin. Sen büyük annenle otur bir az dinlen kendine gel. Ben bavulları kendim hazırlarım"
Jimin sadece kafasını salladı. Sonra kısık sesle mırıldandı
"Peki nasıl istersen"
Onlar yarın ailesini toprağa vermeliydiler. O yüzden 1 saate çıkmaları gerekiyordu. Kook yukarı çıkıp bavulları hazırladı. O iki büyük bavulla aşağıya indiğinde Jimin hala ağlıyordu. Kook Jimine sarılarak onu teselli etti
"Geçecek civcivim ağlama artık. Ben seninleyim artık"
Jimin sakince yaşlı gözlerle ona baktı. Bir söz söylemedi. Soona hanım şöförü çağırmıştı. Onlar arabanın bagajına bavulları koyarak Soona hanımla vedalaştılar. Jimin ve Kook Soona hanıma sıkıca sarıldılar. Kook arabanın kapısını açtı. Önce Jimin sonra kendisi bindi arabaya. Soona hanım hastaydı. Uzak yolculuk yapamıyordu. O yüzden çocuklar yalnız dönmeli oldular. Ama bu durum Kook için iyiydi. Onlar eve vardıklarında artık çok geçdi. Kook ağlamaktan burnu ve gözleri kızarmış ve yorgun düşmüş Jimini kucağına alarak arabadan çıkardı. O Jimini alıp odasına götürerek yatağına yatırdı. Kendiside çok yorgundu o yüzden kendiside Jiminin yanına kıvrılıp uykuya daldı.
Sabah olduğunda tören başlamıştı. Onlar her şeyin iyi olması için çok çalışmıştılar.
O günden üç gün geçmişti. Onlar evde televizyon izliyordular. Bir anda kapı çaldı. Jimin kapıya giderek kapını açtı. Kapıda takım elbiseli bir adam vardı. Jimin Kookun ne zaman gelip onun yanında durduğunu fark etmemişti bile. Adam elini uzatarak konuşmaya başladı
"Selam. Ben sizin aile avukatınızım. Adım Mark. Sizinle konuşmam gereken şeyler var. İzniniz olursa içeri geçip konuşa bilirmiyim bey efendiler?"
Kook onu içeri davet ederek içeri geçmesini sağladı. Adam tekli koltukta Jimin kanepede oturdu. Kooksa bir bardak su getirip kendiside Jiminin yanında oturdu. Jimin sakin duruyordu ama içinde bir korku vardı. Kook bunu görünce ellerini Jiminin ellerine kenetledi. Avukat bir az su içip konuşmaya başladı.
"Efendim anne ve babanız size büyük bir miras bırakmışlar. Ama-"
Kook onun sözünü keserek sert bir sesle
"Ama ne? Bir evde kalmamamızı mı istiyorlar?"
Mark derince nefes aldı. Jimin sakince mırıldadı.
"Kook bir dinle. İzin ver ne söyleyeceğini dinleyelim. Sakin ol"
Mark yeniden Konuşarak
"Ama bir şartları var"
Jimin sessizce konuştu
"Şartları nedir avukat bey?"
Mark güldü. Sonra muzip sesle
"Sizin evlenmeniz gerekiyor"
Bu duruma ikiside afallamış bir halde aynı soruyu sormuştular
"NASIL YANİ?
Mark devam etti konuşmasına
"Ya evleneceksiniz, ya da bu mirasın her kuruşu hayır kurumuna bağışlanacak"
Kook sakin bir tavırla
"Peki evleneceğiz. Ne kadar zamanımız var avukat bey?"
Mark sakince
"İki hafta içerisinde evlenmezseniz her şey bitecek"
Sonra Mark ayağa kalkıp kapıya doğru irelledi. Kook onu kapıdan yolcu edip odaya geri döndü. Hayat hep Kookun yüzüne gülmüştü. İlk önce annesi üvey bile olsa iyi biriydi. Hiç Kooka kötü olmamıştı ve Kook onu çok sevmişti. Sonra Jimin gelmişti hayatına bu minik onun arkadaşı, sonra aşık olduğu bebeği olmuştu. Şimdiyse ailesi bu şeker paresini ona emanet etmiştiler.
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡
Yeni bölümle sizinleyim. Okuyan her kese teşekkürler
Melek arkadaşım Eladenizim iyiki varsın seni seviyorum. Her şey için teşekkürler.
