İLK TANIŞMA
Bir peri insana aşık olurmu?
Peki ya bir insan periye aşık olursa ne olur?
Bu sorulara hiçbir zaman cevap bulamam belki. Ama bildiğim bir tek şey var. Aşk acı bir duygudur. Onlar bu aşkı yaşarlarsa çok acı çekeceklerdir.
En kotüsüyse buydu ki, periler çocukların gülüşünden doğarlar.
İnsanların mutluluğu onları hayatta tutar.
En sonundaysa periler insanların gözyaşlarıyla yaşarlar.
Herşey minik perinin kendi ailesi tarafından onu ölüme terk edilmesiyle ve bir insanın onu bulmasıyla başlıyordu maalesef.
Jungkook varlıklı bir ailenin tek çocuğuydu. Annesi bayan Jeon bir büyücüydü. Kendisi oğlunu seven bir anneydi. Oğlu için herşeyi yapardı.
Babası bay Jeon vurdum duymaz yapılı bir adamdı. Jungkook hayatı en çok babası yüzünden yalnız geçmiş hiç arkadaşı olmamıştı. Çocukken Jungkookun gülüşü insanları neşelendirirken, büyüdükçe daha, sakin daha üzgün biri olmuştu Jungkook. Ama nereden bile bilirdiki bu minik çocuk, onun gülüşünden dünyaya gelen minik peri onun mutluluğuyla hayatta kalması gerekiyor. Onun üzüntüsüyle yaşıyor. Ama Jungkook hiç mutlu değildi. O yüzden Jimin her geçen gün biraz daha zayıflıyordu. O yetmemiş gibi Jungkookun babası perilerin yaşadığı mekanı darmadağın ederek, yerinde pahalı bir apartman inşa etmek istiyordu. Böylece Jiminin ailesinin burayı terk etmesi gerekiyordu. Ama bir sorun vardı. Onlar Jimin kendileriyle götürmek istemiyordular. Çünkü bu minik çok zayıftı ve onlara ayak bağı olacağını düşünüyordular. Onlar Jimine yalan söyleyerek onu Jungkookun evine ölüme gönderiyordular. Büyük peri sinsi tonla konuştu
"Sadece git ve onlar hakkında bişeyler öğren ve bize ulaştır"
Kendileriyse onu burda bırakıp bu şehri terkettiler. Hasta bir peri onlara gerekli değildi.
Jimin masum ve çok iyi kalpli biri olduğu için onlara kanmıştı. O Jungkookun evine ölüme gidiyordu. Ama bu minik beden nereden bile bilerdiki Jungkook onun hayatını tam olarak değişecekti. Jimin Jungkookun evine girip onu gözetlerken bir şey bulamadığını anlamıştı. Ama artık çok geçti. Gücü tükeniyordu. Hepsi Jungkookun acı dolu gözyaşlarıydı. Jungkook çok acı dolu günler yaşıyordu. Buysa Jimini güçsüz kılıyordu.
Bayan Jeon büyücüydü. O Jungkookun mutluluğu için herşeyi yaparken, bir şeylerin eksik olduğunun farkındaydı. Ama çaresizdi. Kendi oğluna büyü yaparsa çocuk ölebilirdi. O yüzden canının yanmasını, oğlunun acı dolu hayatını sadece uzaktan izlemeye mecburdu. Bayan Jeon iyi bir kadındı. Büyücü olmasına rağmen asla kimsenin hayatını mahvetmezdi.
Jungkook annesinden izin alıp, dışarıya çıkmak istedi. Annesi ilk onu bırakmak istemese bile, Jungkookun artık büyüdüğünün, artık 18 yaşı olduğunun, kendisine hatırlatarak kısık sesle
"Peki minik tavşan git. Ama kendine dikkat et olur mu?"
Jungkook minik gülümseme sunarak, annesine sarıldı. O kıkırdayarak
"Bana birşey olmaz annem. Benim büyücü annem var. Bulaşamazlar bana. kkkk"
Bayan Jeon biliyordu Jungkook çocukluktan annesinin mesleğini sevmiyordu. Çocuklar her zaman onunla alay ederdiler. Babası onları dövdüğu için annesinin babasını büyüyle yanında tutduğunu söylerdiler. Ama bu bir yalandı. Jungkookun babası Bayan Jeonla para için evlenmişti. Bayan Jeon çok varlıklı büyücü ailesinden geliyordu. Ama bu büyücülük yeteneği maalesef Jungkooka geçmemişti. 18 yaşına kadar yeteneği varsa kendini göstermesi gerekiyordu. Ama hiçbir değişiklik olmamıştı Jungkookta.
Jungkook annesine sıkıca sarılıp dışarıya çıktı. O sadece kafa dağıtmak için boş boş sokakları gezerken bir ağacın altında bir parıltı görmüştü.



Oraya yaklaştığındaysa o parıltının minik bir peri olduğunun farkına varmıştı.

Çok tatlı bir kitap ben sevdim❤
