UZAKTAN İZLENİLİYORLAR..27
Jimin mutfağa geçtiğinde gördüklerinden şok olmuştu. Kook kahve içiyordu. Jimini görünce sırıtdı. Boğuk sesle.
"Gidiyormusun sarı civciv. Gel kahvaltı yap. Sonra gidersin."
Jimin itiraz etmedi. Zaten etse bile bir işe yaramayacağını biliyordu. O mutfak masasına yaklaştı. Sandalyeyi çekip oturdu. Kook omlet ve portakal suyunu Jiminin önüne koydu. Kendiside onun yanına geçip oturdu. Jimin kahvaltısını yaparken Kook sadece ona bakıyordu. Sakince kahvesinden yudumluyordu. Jimin bir an kafasını kaldırıp Kooka baktı ve sakince
"Dün sen iyi oldunmu?Bu durum çok kötü oldu."
Jiminin yanakları bu sözleri dediği an alev almıştı. Kook bu tatlılığa bakarak sırıtdı. Sonra neşeli sesle
"Evet doya doya eğlendim. Hatta senin Taenı de gördüm. Çok seksi çocuk. Ama ne yazıkki Hopenin sevgilisi. Yoksa birlikte baya iyi zaman geçirme şansımız olurdu "
Jimin korkuyla yutkundu. Sonra kısık sesle.
"B..b..ben ve Tae sadece ar..arka...daşız. Kardeş gibiyiz. İnan bana ne olur. Aramızda hiç bir şey yok. Ona zarar verme ne olur yalvarıyorum."
Kook Jimine baktı ve sert sesle.
"O zaman onla sadece arkadaş kal. Yoksa biliyorsun sen... Birde bu yanındakı insancıklarla çok sıkı-fıkı olma. Sonra senin canın yanacak. O güzel arkadaşın, kardeşin Taeye bile gidemeyeceksin. Seni eve kapatırım. Anlaştıkmı? sarı civciv."
Jimin sertçe yutkundu. Sonra sakince
"Peki anlaştık. Ama ne olur Taeye bir şey yapma yalvarırım."
Kook kafasını salladı ve sertçe
"Peki Tae senin can arkadaşın,kardeşin. Ama diğerleriyle işin bitince onlardan uzak duracaksın."
Kook Jimine yaklaşıp boynundakı morluklara parmaklarını dokundurdu. Sinsi gülüşle kıkırdayarak
"Dün sana hediye etdiğim boynundakı görüntü zaten anlatıyor kime ait olduğunu."
Kook Jimine dahada yaklaşarak onun morarmış boynuna dudaklarını dokundurdu. O an Jiminin vanilya kokusu burnuna dolmuştu. Buysa Kooku delirtmeye yetiyordu. Kook Jiminin kokusunu içine çekerek öptü usul usul bu minik civcivi. Jimin istemsizce gözlerini kapatdı. Kook ona dokunduğu an vücudu titremeğe başladı. Ama bu korku değildi. Ondan hoşlandığının anlamıydı. Jimin artık anlamıştı. Kook onun azraili olsada onun tek arzusuydu. Kook bir az Jiminin kokusunu içine çektikden sonra geriye çekildi. Sakince
"Git artık ödevlerin bekliyor. Sana uğurlar ve zihin açıklığı diliyorum."
Jimin masadan kalkıp kapıya doğru yürümeye başladı. Son anda arkaya dönüp kısık sesle
"Teşekkür ederim. Dün ellerimi bıraktın ve beni dövüp odaya kapatmadığın için. Minnetdarım sana."
Kook kafasını salladı ve sakince.
"Hadi git geç kalacaksın. Bir az daha burada durursan seni blrakmam ve dün yarım kalanları tamamlarız anladınmı?"
Jimin şok içinde Kooka baktı. Sonra çantasını alıp evden ayrıldı. O artık okulun önüne gelmiş ve arkadaşlarını bekliyordu. Tae onu uzaktan görünce sırıtmaya başladı. Tae Jimine yaklaşıp anahtarı verip Hopeye gidicekti. Ama Jiminle konuşmak, onunla şakalaşmak o kadar huzur veriyordu, o kadar güzel hiss etdiriyorduki zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı.
Tae ve Jimin gülüp eğlenirken onları uzaktan izleyen zalim Kookdan ve Tae onu aramayınca endişelenen ve soluğu burada alan Hopeden habersizdiler.
Kook sinirden ellerini sıkarken, Hope kıskançlıktan tırnaklarını kemiriyordu.
Tae gülerek Jimine döndü ve kahkahayla
"Adamım bu arkadaşların ne zaman gelir ha? Geç kalmadılarmı?"
Jimin saatine baktığında artık 40 dakikadır onları beklediğinin farkına varmıştı. Jimin kısık sesle.
"Yaaa Tae onlar çok geç kaldılar. Eve 3 saatden geç gidersem Kook beni mahvedecek"
Bir anda uzaktan gelen sesler Tae ve Jiminin o tarafa dönmesine sebep oldu. Çoçuklar Jiminin onları beklediğini görüp, hepsi bir anda özür dilemiştiler. Onlar çok utanmıştılar. Çoçuklardan biri kısık sesle
"Affet Jimin bir daha böyle yapmayacağız."
Jimin sadece bu duruma müzipce gülümsemişti.
🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬🍬
Kitabı okuyan her kese tşekkür ederim. Okurken Yıldıza basmayı unutmayın. Teşekkürler.
💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓
ELA DENİZİM seni çok seviyorum. İyiki varsın mekek arkadaşım.
